fatmahale
22 Takipçi | 0 Takip
25 12 2009

Ya Rabbi bizi dûr eyleme evladı Ali’den; biz onların bendesiyiz


 

 

Hicretin dördüncü yılı.

Birer yıl arayla medine’de iki doğum,

İki bayram, iki ay parçası…

Yeryüzünün en hayırlı dedesinin gözbebekleri doğuyor.

Rasûl-üs sakaleyn’in kokladığı reyhanları

Ftıma’t-üz zehrâ’nın körpecik fidanları

Ai’yi mürteza’nın eşsiz kahramanları doğuyor.

Cennet gençliğinin iki seyyidi.

Ehl-i beyt’in ilk nazlı çiçekleri…

İki ay parçası, “merhaba” diyor o incecik sesiyle

İsimlerini rahman koyuyor, cebrail nefesiyle

Siz onlara Alah’ın iki lütfu deyin;

Birinin adı Hasan, diğerinin Hüseyin.

Zaman, saadetli günleri yaprak yaprak okurken

Onlar peygamber dizinde büyüdüler

Ve zaten onlar semâda büyüktüler.

 

Bir gün peygamberlerin incisi oturuyorlar.

Hasan’la Hüseyin

Birbirlerini yakalama oyununda…

Buyurdular:

“Ha gayret Hasan! Göreyim seni, yakala Hüseyin’i.”

Hz. ali; “Ya Rasulallah!” diyor,

“Hüseyin’den taraf olmanız gerekmez mi?

Hüseyin daha küçük.”

Rasulullah buyuruyorlar;

“Baksana! Cebrail de Hüseyin’i tutuyor;

Ha gayret Hüseyin! Göreyim seni diyor.”

 

Yine bir gün

Efendimiz, ashabıyla yürüyorlar.

Hz. Hüseyin çocuklarla oynuyor.

Peygamberimiz, ellerini açıyor;

Tutmak için Hüseyin’i...

Hz. Hüseyin, bir oraya bir buraya kaçıyor.

Ve gülerek yakalıyor onu, nebiler serveri.

Bir elini kafasının arkasına,

Öbür elini, çenesinin altına koyup öpüyor, kokluyor, öpüyor.

Sonra zamana ve mekana sesleniyor;

“Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim!

Allah’ı seven Hüseyin’i sever!

Hüseyin, torunlardan bir torundur.”

Ve bir gün Cebrail bir haberle gelir;

Hüseyin Fırat kıyısında şehit edilecektir.

Orası, üzüntülü, tasalı, mihnetli ve belalı bir yerdir.

Kerb-ü beladır!

Orası Kerbeladır!

 

Hicretin altmış birinci yılı.

Aylardan Muharrem…

Kan renginde fırat

Kan renginde yakamoz.

Ve dudaklar susuz,

Yürekler susuz…

Kerbelada bir oğul var,

Yoluna oğullar feda.

Bir torun, kerbelada…

Dedesinden elli yıl uzakta.

Onun gibi bembeyaz giyimli

Bembeyaz yüzlü.

Atının üzerinden sesleniyor

Kalpleri mühürlü olanlara

Merhametten yoksun olanlara;

“Ben peygamberiniz aleyhisselamın kızının oğlu değil miyim?

Ben hz. Muhammed Mustafa’nın torunu değil miyim?

Şehitler seyyidi hamza, babamın amcası değil mi?

Çift kanatlı şehit Cafer, benim amcam değil mi?”

 

Kerbelada bir oğul var,

Çevresinde yeminler ediliyor şehadete.

Ve birbir toprağa düşüyor yiğitler

Ehl-i beyt’in solan ilk çiçeği aliyyül ekber’di.

Sonra sıra sıra soldu civanlar;

Avn b. abdullah b. cafer,

Muhammed b. abdullah b. cafer,

Abdurrahman b. akîl,

Cafer b. akîl…

İşte bakın, biri daha yürüyor ölüme;

Hz. Hasan’ın oğlu Kâsım!

Onun da yüzü ay parçası.

Elinde kılıç, üzerinde gömlek ve pelerin.

Ayak sandallarından birisinin bağı kopmuş.

Başına bir kılıç iniyor,

Ve “amca!” diyerek yüz üstü düşüyor Kerbela’ya.

Kerbela’da bir oğul var

Bir şahin var.

Kucağında üç yaşında bir seyyid;

Adı abdullah!

Ve bir ok, Abdullah’ı boğazından vuruyor

Hz. Hüseyin, kanla dolan avuçlarını yere boşaltıyor

“Yâ Rab!” diyor.

“Bize göklerden yardım etmeyeceksen,

Hakkımızda ondan daha hayırlısını ihsan et.”

 

Hicretin altmış birinci yılı

Muharrem ayının onu…

Bir şehit var kerbelada

Tam otuz üç mızrak yarası,

Otuz dört kılıç yarası

Ey muhammed’im nerdesin nerde?

Hüseyin’in başı bir yerde; gövdesi bir yerde!

Bu hz. zeyneb’in feryadıdır dedesine;

“Ey Muhammed’im! ey Muhammed’im!

Sana göklerdeki melekler salatü selam getiriyorlar.

Hüseyin ise şu otsuz bozkır çölde

Tozlara, topraklara, kanlara bulanmış,

Azaları kesilmiş yatıyor.

Ey Muhammedim! Senin kızların esir edilmiş,

Zürriyetin hep öldürülmüş.

Sabah yelleri onların üzerine toz toprak savuruyor.”

 

Abdullah bin abbâs da, o gün Medine’de

Rasulullah aleyhisselam’ı görür rüyada

Yanında içi kan dolu cam bir bardak vardır,

Ve şöyle buyurur:

“Benden sonra ümmetimin yaptığı şeyi biliyor musun?

Hüseyin’i şehit ettiler.

Bu, onun ve ashabının kanlarıdır.

Bunu Allah’a sunacağım.”

 

Ya Rasulallah!

Biz asırlar sonra geldik.

Eğer o gün olsaydık kerbela’da

Allah’a kasem olsun ki

Ashabının seni koruduğu gibi

Korurduk ehl-i beyt’ini

Ya da o uğurda verirdik canımızı.

Bu sözümüzün bir isbatı olarak

Bu gün biz senin kapındayız.

Taşıdığımız ehl-i beyt isimleri.

Kimimiz Ali, kimimiz Fatıma

Kimimiz Hasan ve Hüseyin.

Ve iftiharla senin ismini taşıyor çoğumuz.

Allah ruhumuzu senin kapında

Ehl-i beytine layık olduğumuz bir anda alsın.

Aliyi asğar’la,

Zeynelabidin’le her asırda hüseyni çiçekler açarken

Yanaklarında peygamber busesi,

Ve her biri senden bir koku taşırken çağlara…

Allah, bizi onlardan ayırmasın.

Bizi senden ve rızasından ayırmasın.

(Dursun Ali Erzincanlı)

 

Ya Rabbi bizi dûr eyleme evladı Ali’den

Biz onların bendesiyiz severiz gâlû belîden

 

0
0
0
Yorum Yaz