fatmahale
22 Takipçi | 0 Takip
04 05 2010

Sözün bittiği yerdeyim

    Sana dair bir şeyler yazmak istedim, İlham bekledim. Gelmedi… Gönlüme tek kelime inmedi. Zorladım kendimi, yokladım zihnimi Bana mısın demedi! “Sevgi” dedim, devamını getiremedim “Hasret” dedim, çok sıkıldım, boş verdim Durdum, kapattım gözlerimi Sitem ettim gönlüme; “bu kadar mı?” dedim Gönlüm dile geldi: “ zorlama” dedi, “beni zorlama” Sözün bittiği yerdeyim… (fhl) ... Devamı

02 05 2010

Kimden İstiyorsun?

   Şebnem dergisinin Mayıs 2010 tarihli 63.  sayısında   yayınlanan yazım   Kimden İstiyorsun? Fatma Hale Liman Devamı

30 04 2010

Biz başka severdik o sebepten başka sevemedik

    Biz Başka Severdik   biz başka severdik, o sebepten başka sevemedik o yüzden hep puslu kaldı bakışlarımız ve sakız fallarından ötesiydi aşka umudumuz mürekkebi akmıştı tüm şiirlerimizin... öyle kolay değildi, yâre yazıp yollamak sigaranın son çöpüyle birlikte ıslak şiirler yaktık çoğu vakit tütün kokusuna sindi efkarımız duvarlarımızın rutubetine karıştı gözyaşımız öyle ulu orta değildi sevdalarımız sevdiğimizin adına helal gelmesin diye adının bile anca baş harfini yazabildik şiir defterimizde, adımızın yanına en yakın dostlarla bile konuşurken bahsetmedik ondan, hürmet ettiler anladıkları kadar bildiler sevdamızı önce uzaktan baktık hayli zaman sonra dostların verdiği gazla ve de yaşımızın verdiği delilikle sevda türküleri eşliğinde bir kaç mısra bir şey karaladık utana sıkıla altına iliştirdik yaşamaya yüreğimizin yetip de söylemeye cesaretimizin yetmediği o iki kelimeyi ''Seni seviyorum '' ve mahallenin en iyi sır tutan çocuğuna bir çikolata, bir gazoz parası... gel dediğimizde, istediğimiz yere gelecek değil gel dediğinde, ölüme gideceğimiz yari sevdik mahallesinden geçerken kaldıramadık kafamızı gören yanlış anlar da adına laf gelir diye günlerce geçmediğimiz oldu sokağından her gece düşümüzden geçen sevgilinin bir kaç mektup belki bir iki mısra şiir gözlerinin renginden bahsettiğimiz en fazla ellerini tutabilmeyi hayal ettiğimiz öylesine masum, öylesine temiz... kavuştuğumuzda kadrini kıymetini bildik önce yâr diye sonra çocuklarımıza ana diye sevdik kavuşamamak oldu çoğu vakit kaderimiz yârimi ellere gelin etmişlerde doldu gizlice gözlerimiz arada bir sigaramızın dumanına... Devamı

30 04 2010

Geçici mutluluk, kalıcı mutluluk

    Yakınlarının mutluluğunun Senin fedakarlığına bağlı olduğunu unutma! Ne kadar fedakârlık yaparsan O kadar mutlu olurlar!   Aslında bu mutluluk senin sırtından kazanılmış Geçici, asla kalıcı olmayan mutluluktur!   Her insan kendi kendini mutlu etmesini öğrenirse; İşte o zaman dünyada ne başkalarının sırtına binip Kendisini mutlu bir şekilde taşıtan asalak, Ne de kötülük yapan biri kalmış olacaktır. (Epiktetos)                                                                      ... Devamı

29 04 2010

"Sahip olmak" arzusu ruhu tüketir; "olmak" arzusu inşa eder.

    Dünyadan elde ettiğin her büyük nimet için Bir hırsa ihtiyacın var. Bu hırsın sana istediğini elde ettirir. Bunu da asıl görmediğin özünden fire verdirerek elde ettirir. Bunu düşün! Her elde ettiğin maddenin, Senin ruhun ile alışverişini de azalttığını, Biraz daha onunla irtibatını kestiğini unutma! (Epiktetos)   ... Devamı

28 04 2010

Allah'a dayan, Kuran'a sarıl

    Her Zorluğun Yanında Bir Kolaylık Muhakkak var   Herkes bizi terk edebilir. Hatta sevmediklerini de söyleyebilirler. Bizi yapayalnız bırakabilirler. Evlerinden, hayatlarından kovabilirler ama Allah’ın kainatından kovamazlar. Allah’ın bizimle irtibatını kesemezler. Her şeyi deneyebilirler de Allah ile aramıza giremezler. Rabiya’tül Adeviye nin dediği gibi: Tüm dünya beni sevmiş ama Rabbim sevmemiş, bundan büyük bela mı olur? Beni Rabbim çok sevmiş, tüm dünya istememiş bu bana dert midir? Bu gam mıdır?” İman varsa imkan çoktur. Ayetinde ne güzel buyurur Mavlamız: “Rabbin sana ne darıldı, ne de seni bıraktı” (Duha-3) Peşi peşi sıra gelen zorluklar. Nefes aldırmayan sıkıntılarımız da olabilir. Kuran hemen bize bir nefes verir: “Muhakkak ki, zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Mutlaka her zorluğun yanında bir kolaylık vardır! ” (İnşirah-5/6) Kolaylık, zorluğun içinde saklıdır. Çözüm sıkıntının içinde gizlidir.   Niyazi Mısri(k.s)  bir beytinde söyler: “Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş” Affedilemeyeceğini zannettiğimiz büyük hatalar da işleyebiliriz. Aynı Vahşi’nin Hz. Hamza’yı öldürmesi gibi… Aynı helak edilmekle yüz yüze gelen Hz. Yunus’un kavmi gibi… Aynı Tebuk seferine keyfi katılmayan Kab bin Malik, Mürare, Hilal gibi… Üç güzide sahabe gibi… “Benim için artık “ af” yoktur” diye düşündüğümüz, aciz kaldığımız zamanlar da olabilir. O zamanlar da Kuran yine bir ümit filizi canlandırır: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün gü... Devamı

24 04 2010

KUM TANELERİNİN AŞKI

    KUM TANELERİNİN AŞKI   Günün birinde bir çölde iki kum tanesi karşılaşmış ve birbirlerini çok sevmişler uzun bir süre çok yakın olmuşlar. Birbirlerini yanlarında, canlarında olarak sevmeyi öğrenmişler.   Derken bir rüzgar çıkmış kum tanelerinden biri yerinde kalırken diğeri biraz uzağa savrulmuş. Çok uzak değillermiş ama yinede göremiyorlarmış birbirlerini. Sevgileri hiç azalmamış yine sevmeye devam etmişler. Birbirlerine ulaştırabildikleri sesleriyle, haberleriyle yaşıyorlarmış ve artık görmeden seslerinde sevmeyi öğrenmişler. Bir gün biri diğerine "sevdamız sonsuza erişmesi için aynı anda bir dilek dileyelim" demiş. İkisi de aynı anda bir dilekte bulunmuşlar ve tam o sırada bir fırtına çıkmış. Bu kavuşmamız, sevdamızın sonsuza dek sürmesi olabilir diye ikisi de kendilerini fırtınaya bırakmışlar. Gözlerini kapayıp fırtına dindiğinde sevdalarının yanı başında olmuş olmayı arzulamışlar. Fırtına o kadar kuvvetliymiş ki o güne kadar yıllarca yerlerinden kıpırdamayan kumlar bile başka yerlere savruluyorlarmış. Fırtına günlerce sürmüş kum taneleri de oradan oraya savrulup durmuşlar. ikisini de bir sabırsızlık sarmış. Fırtına durmuyor aksine artıyormuş. Fırtına dinmek bilmedikçe onlarda sabırla sevmeği öğrenmişler.   Günler geçmiş sonunda fırtına durmuş gözlerini açtıklarında ikisi de başka alemlerde bulmuşlar kendilerini. Bu fırtınanın onları birleştireceğine o kadar inanmışlar ki birbirlerini yanlarında bulamayınca yüreklerinde derin bir acı hissetmişler ve acıyla sevmeği öğrenmişler. Kendilerine birazcık geldiklerinde ikisi de bu fırtınayla başka başka yerlere savrulduklarını anlamışlar. Biran ölmek istemişler ama sonra birbirlerini hiç göremeden, birbirlerini işitemeden, mesafelere,... Devamı

24 04 2010

Çocukluk aşkı

Animasyon...   Ama... Kah tebessüm ettim, Kah hüzünlendim... Saf ve temiz düşüncelerine Gönüllerinin yüceliğine, Birbirlerine karşı hissettikleri kompleksiz muhabbetlerine Azla yetinmelerine, kanaatkar olmalarına Hayallerinden vaz geçmemelerine hayran oldum... ... Devamı

24 04 2010

Bir Taneme

Olur da olamazsam buralarda Yanağındaki küçük çukura saklanmak istiyorum Uyumak yüzyıllarca uyumak… İlla isim konulacaksa, ben masal değil hayat demekten yanayım.. Bu yolları yan yana yürümekten yanayım. Erguvanlar açmaya başladı Mavi mi pembe mi ayırt edemiyorum renkleri Kokuna bir isim bulmaya çalışmaktan da vazgeçtim… Geldiğinde bir masada kahvemizi yudumlayıp, Heyecanla dedikodu yapacağız. Sana kaçırmadan anlatmam gereken aylar biriktirdim... Biraz sessizlik olacak.. Sen hüzünlü gözlerini uzaklara salacaksın. Cümlelerim topallayacak, ağır, aksak kelimelerle soracağım; Nasılsın? Nasılsın derken bile iyi olmana dualar ediyor olacağım." Hayat buysa ben bildiğim tüm masalları unutmaya hazır olacağım. ... Devamı

21 04 2010

Kuyunun ağzını kapa!

    .Söz toprakla iyice karıştı, su busbulanık geliyor. Kuyunun ağzını kapa. .Kapat da, Cenab-ı Hakk onu yine durultsun, hoş bir hale getirsin. Gönül kuyusunu bulandıran Allah, onu elbet bir gün durultur ve manevi feyizle doldurur. .Dileği isteği sabır elde ettirir. Sen de sabret, acele etme… (Mevlana Celaleddin-i Rumi /Mesnevi'den beyitler) Devamı

20 04 2010

Bilmem ağlasam mı, ağlamasam mı?

Mevlam gül diyerek iki göz vermiş Bilmem ağlasam mı ağlamasam mı Dura dura bir sel oldum erenler Bilmem çağlasam mı çağlamasam mı Yoksulun sırtından doyan doyana Bunu gören yürek nasıl dayana Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana Bilmem söylesem mi söylemesem mi Mahzuni Şerifim dindir acını Bazı acılardan al ilacını Pir Sultanlar gibi dar ağacını Bilmem boylasam mı boylamasam mı (Aşık Mahsuni Şerif) Devamı

20 04 2010

Kimdi giden, kimdi kalan?

    Terkeden   Kimdi giden, kimdi kalan Giden mi suçludur her zaman? Ne zaman başlar ayrılıklar Dostluklar biter ne zaman Her geçen gün bir parça daha Aldı götürdü bizden Aynı kalmıyordu hiçbir şey Değişiyordu her şey kendiliğinden… Artık çözülmüştü ellerimiz Artık bölünmüştü yüreğimiz Birimiz söylemeliydi bunu Ötekini incitmeden Kimdi giden kimdi kalan Aslında giden değil Kalandır terkeden Giden de Bu yüzden gitmiştir zaten (Murathan Mungan) ... Devamı

18 04 2010

olmadı

  Sen yaktın da ben yanmadım mı? Rüzgarda ne ateşleri hasretinle yaktım da Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi Çölde su, mahpusda gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni Sense araya korkular koydun Yasaklar koydun Bitmez tükenmez engeller koydun... Simdi nerdesin diye sakın sorma Sen çağırdın da gelmedim mi ?   Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara, Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara Sen varken Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına Otobüs duraklarına... Sen varken ayrılanlara ağlamazdım... Yıkılmazdım biten sevdaların ardından Gidenlere küsmezdim Kalanlara acımazdım... Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim Masumdum, çocuklar gibi Böyle delirmezdim-küfretmezdim... Hele ölmeyi hiç düşünmezdim. Şimdi soruyorum sana Adı sevdaysa bu cehennemin Sen yaktın da ben yanmadım mı? Biliyorsun Bütün acılarına "yesil ışık" yaktım olmadı Bütün korkularına "arka çıktım" olmadı Dağlara merdiven dayadım olmadı Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı Sevdim olmadı Yandım Olmadı   … (Ahmet Selçuk İlkan)   ... Devamı

17 04 2010

7 ölümcül günah

  Kendime dair size söyleyebileceğim en ibretlik şey şudur: Ben zihnimden geçenleri tanzim etmeyi, mideme girenleri kontrolü öğrendikten sonra başardım.   Ve hayatta 7 ölümcül günah biliyorum: İlkesiz siyaset( Politics without Principal) Emeksiz zenginlik (Wealth without Work) Vicdansız haz (Pleasure without Conscience) Niteliksiz bilgi (Knowledge without Character) Ahlaksız ticaret ( Commerce without Morality) İnsaniyetsiz bilim( Science without Humanity ) Özverisiz ibadet (Worship without Sacrifice) 8. sini bilmiyorum! (Mahatma Gandhi) ... Devamı

15 04 2010

BİR DEM GELİR

  Hak bir gönül verdi bana, ha! demeden hayran olur Bir dem gelir şadan olur, bir dem gelir giryan olur Bir dem sanasın kış gibi, şol zemheri olmuş gibi Bir dem beşaretten doğar, hoş bağ ile büstan olur Bir dem gelir söyleyemez, bir sözü şerh eyleyemez Bir dem dilinden dür döker, dertlilere derman olur Bir dem div olur ya peri, viraneler olur yeri Bir dem uçar Belkıs ile, sultan-ı ins ü can olur Bir dem varır mescidlere, yüz sürer anda yerlere Bir dem varır deyre girer, İncil okur ruhban olur Bir dem gelir İsa gibi, ölmüşleri diri kılur Bir dem girer kibr evine, Fir'avn ile Haman olur Bir dem döner Cebraile, rahmet saçar her mahfile Bir dem gelir gümrah olur, miskin Yunus hayran olur Devamı