fatmahale
22 Takipçi | 0 Takip
17 06 2010

Bu gece misafirimiz var...

  Regaib Kandili! Rahmet yağmurlarının sağnak sağnak yağdığı, Gönül ehlinin rağbet etti ğ i müstesna gecelerden… Regaib gecesi, gönül hanemize misafir olacak bu gece. Bizlere rağbet edip, hanemize teşrif ediyor. Rabbim! Rağbet edilen bu geceye bizim de rağbetimizi artırsın, Kutlu misafire ikramımız, kulluğumuza yakışsın inş.  ... Devamı

13 06 2010

Mübarek olsun.

Bu gün mübarek Recep ayının ilk günü. Gönlüm bu kutlu aya girmenin huzuru içinde... Temennim ise bu mübarek ayın kadrini bilmekte... Bereketi üzerimizde daim olsun. Gönlümüze muhabbetullah, ruhumuza istidat, bedenimize gayret-i ibadet nasip olsun... Mübarek olsun...   Receb-i Şerîf girdiği zaman Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Ey Rabbim! Bize Receb'i ve Şa'ban'ı mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaşdır" (19) diye duâ ederlerdi. ... Devamı

10 06 2010

Çocuk duyarlılığı

  Babam her zaman şöyle der: "Sen yaptığın şeysin, söylediğin değil..." Sizin yaptıklarınız beni geceleri ağlatıyor. Devamı

09 06 2010

Gönül çelen panayırı

  Gönül çelen panayırına uğradım. Birçok anahtar vardı gönül çelen; kimi bir şarkı, kimi şiir, kimi bir resim, kimi güzel söz, kimi anlamlı bir bakış… Saymakla bitmez, pek çoktular… Alıcılar pek çoktu. Pazarlık kızışmıştı. Satıcılar bir kuruş inmiyor, alıcılar bir kuruş fazla vermiyordu. Sevdanın pazarlığı vardı. Uzun uzun seyrettim… Hiçbir gönül çelen özel değil, fabrikadan çıkma…Hepsi aynı… Birileri keşfetmiş, herkes de kabul etmiş, sevmedim… Biri, bir başkasında görmüş, beğenmiş, pazara almaya gelmiş. Sevdalar, gönül kazanmalar pazara düşmüş… Bazı pazarcılar iddialı: “Bu gönül çelen anahtarını al açamayacağın gönül kapısı yoktur!”     Pazar böyle karışıkken, tanıdık yüz aradım da bizim deliyi gördüm köşe başında “Gönül satıyorum hem de bedava alan yok mu?” diye bağırır. Kimse tenezzül etmiyor, onun gönlüne… Üstüne başına bakıp harap görenler, zahir: “Bunun gönlü, olsa olsa kılığı gibi olur.” deyip geçiyorlar…   İlk kez gönlünü satanı görünce soruverdim: _ Kimse gönül almak istemez ki neden satıyorsun? Herkesin gönlü kendine yeter.” ___ Peki, neden başkalarının gönlünü çelecek anahtar isterler? Ben peşin veriyorum işte… _  Başkasının gönlünde kendilerine ait özel yer açmak için bu gönül çelenler. Herkesin gönlü kendinde kalacak, ama o gönüllerde başkalarının izleri olacak ___ Çok mu lazım iz bırakmak? Al ben gönlümü bırakıyorum _ Gönlün sende iken g... Devamı

09 06 2010

Ara, bul

  Bir sepet çiçek toplamak istedim, Ne çiçek bulabildim, ne sepeti Bir kumaş bulup elimle işledim Kırmızı, sarı, mor çiçekleri   Koklamak geldi içimden eğildim Çiçeklerim bana koku vermedi Ders verdiler bana, lisanı hal ile   Söylediler gerçekleri yüzüme   Bak bize! Hayal de yalan gibidir İşlediğin kumaştaki çiçek de Şeklimiz var, lakin özümüz yok Rengimiz var, lakin kokumuz yok   Hayal edip bulduğun pek çok şeyi Gerçek bilme, hep hakikisini iste...  Oyalanma gülüm sen bizler ile Ara da bul, gir çiçek bahçesine...   (fhl)   ... Devamı

08 06 2010

Yün Çilesi ve Çömlek

  YÜN ÇİLESİ VE ÇÖMLEK   Bilgenin biri evladına iki tane yün çilesi vermiş ve akşama kadar bunları birbirine vurmasını istemiş. Evlat akşama kadar bunları birbirine vurmuş. Vurdukça yünlerin içindeki toz toprak temizlenmiş, yünler parlamış, daha da güzelleşmiş.   İkinci gün bilge kişi evladına bir yün çilesi, bir tane de toprak çömlek vermiş ve aynı şekilde birbirine vurdurmuş. Yün yine güzelleşmiş, çömlekte ise bir değişiklik olmamış.   Üçüncü gün bilge kişi evladına iki tane toprak çömlek vermiş. Daha ilk vuruşta çömlekler parçalanınca bilge kişi evladını çağırmış ve bundan ne ders çıkardığını sormuş. Çocuk bir şey anlamadığını söyleyince bilge kişi anlatmış:   İlk günkü yün çileleri iki anlayışlı, mülayim insanı temsil ediyordu. Hem birbirini kırmadılar, hem de birbirlerine çaptıkça olgunlaştılar, arındılar.   İkinci gün sert adamla anlayışlı adamı temsil ediyordu. Sert yumuşak olana çarptıkça, yumuşak olan ortamı dengeledi, yumuşattı. İkisi de bu işten zarar görmeden sıyrıldılar.   Üçüncü gün ise iki sert adam birbiriyle çatıştı ve ikisi de kırıldı. Üstelik de ortalık toz toprak içinde kaldı...   (alıntıdır)... Devamı

30 05 2010

Toprak suya bedenim abdeste aşık

  Şebnem dergisi Haziran 2010 tarihli 64. sayıda yayınlanan yazım   Toprak Suya, Bedenim Abdeste Âşık Fatma Hale Liman Devamı

25 05 2010

Cahit Zarifoğlu'ndan gül yaprakları

  Yar kurbanın olam Dola yaşmağını bileğime Ki düşmanı güzel vuram (Cahit Zarifoğlu)       Anılar defterinden gül yaprağı    Gibi unutuldum kurudum    Başıma düşmüş sevda ağı    Bir başıma tenhalarda kahroldum    Sen kim bilir, rüzgarlı eteklerinle    Kim bilir hangi iklimdesin, ben    Sensiz bu sessizlikle    Deli gibiyim sensiz    Bu sessizlikle    Ayrılıkla başım belada    Gözlerini çevir gözlerime    Yoksa sensiz bu sessizlikle    Deliler gibiyim    Sensiz bu sessizlikle  (Cahit Zarifoğlu)  Kim baş eğik girdi de eli boş döndü?      Kim başı dik girdi kibir ilinde yitti (Cahit Zarifoğlu)       ... Devamı

25 05 2010

Konmak istiyorum, konamıyorum

  Bölerek uykunu rüyalarına O kucak dolusu hülyalarına Gece gündüz uçup aynalarına Konmak istiyorum, konamıyorum. Deli gibi aşık olsa da güle Kim acır çöllerde öten bülbüle Bir gün alev alev yanıp da küle Dönmek istiyorum, dönemiyorum. Hıçkıra hıçkıra ağlamaktansa Başına karalar bağlamaktansa Bu yüreği her gün dağlamaktansa Ölmek istiyorum, ölemiyorum. Nurullah Genç   Devamı

25 05 2010

İç Kırıklığı

İÇ KIRIKLIĞI   O ânı aylardır bekliyordum O ân geldiyse ne oldu sanki Ne gözlerinin içine bakabildim Ne sen uzaklaşabildin bir adım... Beklemek, beklemek delicesine Ve sonra bir acı, bir iç kırıklığı Nereden doğacak nerden Allahım Bu karanlıklardan sonra o iç aydınlığı... Dostlar beklemek de mi boş dersiniz Sen hep böyle karanlık ve acı Böğrümüzde mi kalacaktı böyle elimiz Ve bekleyiş dolu zamanların o buruk tadı...                                                 (Sabri Tandoğan) ... Devamı

24 05 2010

Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine

SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE Senin kalbinden sürgün oldum ilkinBütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreğiBütün törenlerin şölenlerin ayinlerin dışındaSana geldim ayaklarına kapanmaya geldimAf dilemeye geldim affa layık olmasam daUzatma dünya sürgünümü benimGüneşi bahardan koparıpAşkın bu en onulmazından koparıpBir tuz bulutu gibiSavuran yüreğimeAh uzatma dünya sürgünümü benimNice yorulduğum ayakkabılarımdan değilAyaklarımdan belliLambalar eğriAynalar akrep meleğiZaman çarpılmış atın son hayaliEv miras değil mirasın hayaletiEy gönlümün doğurduğuBüyüttüğü emzirdiğiKuş tüyündenVe kuş sütündenGeceler ve gündüzlerdeİnsanlığa anıt gibi yükselttiğiSevgili En sevgiliEy sevgiliUzatma dünya sürgünümü benim Bütün şiirlerde söylediğim sensinSuna dedimse sen Leyla dedimse sensinSeni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ınBoşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın sen bellisin.Kuşlar uçar senin gönlünü taklit içinEllerinden devşirir bahar çiçekleriniDeniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberiniEy gönüllerin en yumuşağı en deriniSevgili En sevgiliEy sevgiliUzatma dünya sürgünümü benim Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı topraktaYıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarındaÇatı katlarında bodrum katlarındaGölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lambaHep Kanlıca'da Emirgân'daKandilli'nin kurşunî şafaklarındaSeninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazındaŞimdi onun birdenbire gelen sonbaharındaSana geldim ayaklarına kapanmaya geldimAf dilemeye geldim a... Devamı

22 05 2010

Sen, şanına yakışanı yap...

(Siz nerede olursanız olun; O (c.c.) sizinle birliktedir. )   Allahım! Senin lutfunu hatırlayınca kalbime teselli doluyor Günahlarımı düşündükçe gözlerimden yaşlar dökülüyor Sen, şanına yakışanı yap, Beni affet... Devamı

12 05 2010

Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm yana yana Aşk boyadı beni kana Ne akilem ne divane Gel gör beni aşk neyledi Gah eserim yeller gibi Gah tozarım yollar gibi Gah akarım seller gibi Gel gör beni aşk neyledi Akar suların çağlarım Dertli ciğerim dağlarım Şeyhim anuban ağlarım Gel gör beni aşk neyledi Ya elim al kaldır beni Ya vaslına erdir beni Çok ağlattın güldür beni Gel gör beni aşk neyledi Ben yürürüm ilden ile Şeyh anarım dilden dile Gurbette halım kim bile Gel gör beni aşk neyledi Mecnun oluban yürürüm O yari düşte görürüm Uyanıp melül olurum Gel gör beni aşk neyledi Miskin Yunus biçareyim Baştan ayağa yareyim Dost elinde avareyim Gel gör beni aşk neyledi Devamı

10 05 2010

Desem ki

  Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini. Desem ki sen benim için, Hava kadar lâzım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin! Desem ki... İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen, Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini, Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum. Cahit Sıtkı Tarancı ... Devamı

07 05 2010

Ben Senin derdindeyim...

Güzelin derdi düşmedi mi gönlüne dersen;   Ne gülün derdindeyim, ne lalenin, ne sümbülün... Tüm güzellikler cemalinin bir zerresi ise; Ben Senin derdindeyim... (fhl) Devamı