fatmahale
22 Takipçi | 0 Takip
21 11 2007

BULUĞ ÇAĞINDA ANA BABA YAKLAŞIMLAR

             BULUĞ ÇAĞINDA ANA BABA YAKLAŞIMLARI            Anne ve baba olmak, zor bir iştir. Öyle ki; ne tatili vardır ne istifası, emekliliği bile yoktur. İnsanoğlu dünyadaki hayat yolculuğuna kendisini dünyaya getiren, genlerini taşıdığı anne ve babasının rehberliğinde devam eder. Bu yolculuk çocuklarımızın bebeklik yıllarında, okul öncesi yıllarda ve ilköğretim döneminde düz yolda ilerleme gibidir, hem anne baba, hem de çocuk için… Ama ergenlik dönemine girince büyük bir sancı başlar. Anne ve babalar en büyük ebeveynlik imtihanını işte bu dönemde verirler. Çünkü artık yokuş çıkılmaya başlamıştır.                     Ergenlik dönemi ya da buluğ çağı dediğimiz dönem çocuklarımızın on ikili yaşları ile birlikte başlayıp, on altılı yaşlara kadar devam eden, hem fiziksel görünümlerindeki değişmelerle, hem de hal ve hareketlerinde meydana gelen bir çok farklılıklarla kendini gösteren, çocuğumuzun artık büyüdüğünün, hayrı şerden ayırma, dini sorumlulukları yerine getirebilme yaşına erdiğinin göstergesi olan çok komplike bir hadisedir. Meydana gelen tüm değişiklikler fıtrîdir. Ergen çocuklarımızın bu dönemlerinde olaylara gösterdikleri tepkilerin dozu; içinde bulundukları aile yapısına, arkadaş çevrelerine, kendilerine ebeveynlerinin yaklaşım tarzlarına göre farklılıklar arz eder.                Çocuklarımızın en sancılı, en problemli oldukları dönem ergenlik dönemleridir. Ergenlik dönemleri, hem anne baba ... Devamı

19 11 2007

Senden Bilirim

*Senden, bilirim yok bana faide ey gül       Gül yağını eller sürünsün çatlasa bülbül *Göz gördü gönül seni sevdi ey yüzü mâhım             Kurbanın olam var mı benim bunda günahım.(Nahifi) *Ağlamak göründü gönül, ağlayalım seninle             İnlemek göründü gönül inleyelim seninle.(Aziz Mahmud Hüdayi)  *Harâbât ehlini hor görme zahid           Hazineye malik ne viraneler var...(Ragıp Paşa)  *Masivadan el çekip mahlukattan ümit kesVirdin olsun her nefes "Allah bes, baki heves"(La edri)  *Bende yok sabru sükûn, sende vefadan zerre,İki yoktan ne çıkar fikredelim bir kerre.(Nâ-bi)  *Pişkinin halini anlayamaz ham,Kısa kesmek gerek sözü vesselam. *Zalimlere mehl olmasa matlub-ı ilahiBir demde yıkar alemi mazlumların ahı.(Sırrı Paşa)       *Bahşeyleyip günahımı mesrûr eder misin         Ya Rab harâp kalbimi ma'mûr eder misin.(Enderunlu Vâsıf) *Senden, bilirim yok bana faide ey gül       Gül yağını eller sürünsün çatlasa bülbül    ... Devamı

19 11 2007

Hep Sen İmişsin

Ben bilmez idim cümle cihân hep sen imişsinTenlerde ve canlarda nihân hep sen imişsinSenden bu cihân içre nişân ister idimÂhır bunu bildim ki nişân hep sen imişsinDivanî Efendi  ... Devamı

19 11 2007

Mesnevi'den

 Çocuk önce yazacağı tahtayı yıkar, temizler;Sonra ona harfleri yazar.Allah’da önce gönlü kan eder,Hor, hakir gözyaşı ile yıkar,Sonra o gönle sırları kaydeder.                          Mevlana- Mesnevi   ... Devamı

19 11 2007

CENNET CENNET DEDİKLERİ

 CENNET CENNET DEDİKLERİ            _Hocam cennette kaç yaşlarında olacağız?            _Herkes eşit efendim. Otuz üçlü yaşlarda olacağız. Biz de, eşimiz de, çoluğumuz çocuğumuz da, babaannemiz dedemiz de… Düşünsenize ne yaşlılar gençlere imrenecek durumda, ne de gençler yaşlanma tedirginliğinde… Her bakımdan en verimli yaşımızdayız hepimiz de…            _Aman hocam hepimiz aynı yaşta olacaksak nasıl anne babanın farkı olacak ya?             _Ana babayı geç mirim! Dedeler nineler de aynı durumda. Fark yaşla mı hissedilir. Annelik babalık bir his bir duygu değil midir? Kişi anne babası ile aynı yaşta olması bence çok daha güzel hep aynı hisler ve duygularla iç içesiniz. Tüm olgunluğunuzla birlikte harika bir yaş. Mesela eşiniz sizden yaşça çok büyük diyelim. Kedere gerek yok, birbirinize layık amellerde iseniz şayet her ikiniz de aynı yaştasınız. Ebediyet yurdu tam adalet yeri… Çirkinlikler, hastalıklar uzuv kaybı bu dünya için geçerli cennette herkes tam mükemmel bir bünyeye sahip…             _Hocam! Cennette de kocalarımızın emri ile mi hareket edeceğiz? Burada onlara danışmadan, onlar izin vermeden hiçbir şey yapamıyoruz, aynı şey cennette de olacak mı?             _Yok mirim! Geçin bunları. Onlar bu dünyada uyum için, bazı sosyal ilişkilerin yürümesi için gerekli durumlar. Burası imtihan ve sorumluluklar yurdu, ahiret ise bu dünyada ekilen dikilenlerin hasat edilme yeri. Sen bu dünyada o k... Devamı

19 11 2007

ÇEKİM YASASI SIR YA DA SECRET

ÇEKİM YASASI, SIR YA DA SECRET             Kutlu Doğum Haftası ile birlikte Türkiye kitap piyasasına enteresan bir kitap sürüldü. Kimileri bu kitabın Kutlu doğuma rastlamasını bir keramet kabul etti ve “kitap kendi sırrını kendisi yaratıyor” bile dendi. Hem dünyada hem de Türkiyede en çok okunan kitaplar listesine girdi. İnsanlar çılgın gibi bu kitabı birbirlerine tavsiye ediyordu; zaten dvd si de çok ilgi çekmişti. Kimisi kitabı okudu ve çok safsata olduğunu söyledi. Kimileri de gerçekten hayatım boyunca aradığım kitaba sahip oldum deyip içindeki kuralları uygulamaya başladı.             İnternette yorum sayfaları açıldı ve herkes kitap hakkında ne biliyorsa ya da ne düşünüyorsa yazmaya başladı. En çok da çok çaresiz kalmış ve hayatta bunalmış olanlar kitaptan çok medet umdu. Kitap şunu söylüyordu; “evrende her şey hareket halindedir ve düşüncelerimizin de frekansı vardır. İnsan evrene gönderdiği frekanslar ile hayatına yön verebilir ve istemediği şeyleri hayatından uzaklaştırıp, istediği şeyleri ise düşünmek ve istemekle elde edebilir, hayatına çekebilir” Esasında kişisel gelişim kitaplarında yazılanlardan pek farklı da değildi. Yüzde Yüz Düşünce Gücü isimli kitaba da benziyordu. “Sen yeter ki evrene ne istediğini bilerek güzel düşünceler yolla bu düşünceler kendi frekanslarındaki güzellikleri mıknatıs gibi çekecektir.”             Evren dediği insanların emrine amade olan her daim onların hizmetlerinde olan bu cin; ateistlerin hoşuna gitti. Onlara göre de; “bu evrensel akıldı ve kişi kendi kaderini kendisi yaratırdı başkası değil. İnsan kendi kaderini kendi yazar başkası değil.”             Kader konusu ve Allah’ın Rabliği ve kulun kulluğu öylesine kamufle edilmişti ki; kitabı okuyan öz... Devamı

19 11 2007

NEYE GÖRE SELAM VERİYORUZ

NEYE GÖRE SELAM VERİYORUZ             Artvin’ de göreve başladığım zaman düşünce dünyamda farklı açılımlar yapan bir olay yaşamıştım. Hem de göreve başladığımın ikinci ayıydı hiç unutmuyorum. Açık bir hanım beni durdurmuş: “Dikkat ediyorum devamlı hanımlara selam veriyorsunuz onlar sizin akrabanız mı?” diye sormuştu. Ben de: “Hayır. Hiç birini tanımıyorum. Ama selam vermek ve almak çok sevap onun için selam veriyorum, vereninkini de alıyorum.” Cevabı müthişti hanımın: “Öyleyse neden bana da selam vermiyorsunuz? Bakıyorum da tanımıyorsunuz ama bütün kapalı hanımlara selam veriyorsunuz, bana selam vermiyorsunuz. Açık hanımlara selam vermek çok mu günah?” “Asla öyle bir şey yok; selam vermek sünnettir ama almak farzdır. Ben selamı veririm. Sünneti işlerim ama siz benim selamıma bilinçli olarak cevap vermezseniz günaha girersiniz, ben de sizi öyle bir güçlüğün içine sokmak istemem.” Çaresizlikten o anda öylesine buluverdiğim bir cevaptı bu… Hanımın gideceği yok; ikinci hamle geliyor: “Peki nereden biliyorsunuz benim sizin selamınızı almayacağımı?” Dürüst ol ve içinden geçeni söyle Fatma Hale Hanım ve de ki: “ Başınız açık olduğu için alıp alamayacağınızı kestiremedim.” Söylemedim tabiî ki sadece tebessüm ettim. Kendisine selam verdim ve ayrıldım.             Bu formatı benim beynime kim yerleştirmiş. Onların selamımı alamayacakları kanaatine nereden varmışım. Selamı kim alır? Müslüman olan. Müslümanlığın alameti ne başörtüsü mü?  Haydi, biz hanımlar biraz farlıyız, başörtümüz var müslümanlık işareti… Peki erkekler birbirlerine nasıl selam verirler? Nasıl bilecekler karşılarındakinin selamı alıp almayacağını. Ya da şöyle diyeyim; erkekleri hangi kategorilerde değerlendireceğiz.             Başörtüsü Allah’... Devamı

19 11 2007

SUİ ZAN HÜSNÜ ZAN

SUİ ZAN HÜSNÜ ZAN            Kadın arkadaşına kocasından dert yanmaktadır; “kıskançlığı o kadar arttı ki ben yanında iken yanımıza yaklaşan adamın ne istediğini dinlemeden yerden aldığı taşı çekinmeden adamın başına vurup yaralayabiliyor.”            Ortak arkadaş durumu vahim bulup bir fırsatını yakaladığında arkadaşının eşinin  yanına gider ve:             _Hayırdır! Artık adam yaralamaya da başlamışsın.            _Anlaşılan eşimle görüşmüşsün.             _Evet. Halinden endişe ediyor.            _Sorma benim cebimde bin beş yüz dolar vardı, karım da pırlanta küpelerini takmıştı. Adam sinsice yanımıza yaklaşınca hırsız olabileceğini düşünüp, yerden aldığım taşı başına vurup, hızla eşimle orayı terk ettik.            Aynı gün ortak arkadaş bir başka arkadaşının başına bir kaza geldiğini ve hastane de başına dikiş atıldığını öğrenir. Bu kez de onu ziyaret etmeye gider.             _Geçmiş olsun, Ne olmuş sana böyle?            _Ne olacak kardeşim canım sigara içmek istedi, baktım yanımda ateş yok, yoldan geçmekte olan çifte yaklaştım, tam adamdan; “ateşi varsa sigaramı yakıp yakamayacağını” soracağım, daha hiçbir şey söylememe fırsat bile vermeden yerden aldığı taşı başıma öyle bir indirdi ki gözümü hastanede açtım. Dünkü gazetelerden birinde benim haberime yer vermişler. Benim için te... Devamı

19 11 2007

SADECE SEN DEMEK SEVMEK MİDİR

               SADECE SEN DEMEK SEVMEK MİDİR            “Allahım! Senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dilerim.”  Bu muhabbet dolu duayı, alemler yüzü suyu hürmetine yaratılan, yüce Mevla’nın ve meleklerin muhabbetlerinden her daim kendisine salat ettikleri, güzel efendimiz, ay yüzlümüz, sevgilimiz, peygamberimiz edermiş.            “Gerçekte asla sevgilisince aranmadan ortaya çıkmaz sevgili            Sevginin yıldırımı düştü mü bir yüreğe, bil ki sevgi baş verir o yürekte            Yüreğinde büyümeye başladı mı tanrı sevgisi, hiç kuşku yok ki             Sevmeye başlamıştır tanrı seni.”             Dile gelen bu güzel sözler de Hz. Mevlana’ya ait.             Sevmeyi bilmezse gönül ne işe yarar? Onu akıldan da üstün kılan sevebilmesi değil midir? Seven olmadıktan sonra sevgili nasıl mevcut olur? Herkes sevilmeyi beklerse kim sevilir? Seven yoksa sevgiliden söz edilir mi?  Dünya üzerinde güzel olan her ne varsa, sevgi dolu yüreklerin işi değil midir? Seven bir gönülden daha zengin kim vardır? Öyle bir gönül hiç yalnız kalır mı?             Sevmek ve sevilmeye dair, internette bir site hem anket yapmış, hem de form açmış; “sevmeyi mi istersiniz sevilmeyi mi?” Anket... Devamı

18 11 2007

Mevlana'dan

Kör cehalet çirkefleştirir insanları ! Suskunluğum asaletimdendir... Her lafa verecek bir cevabım var...  Lakin bir  lafa bakarım laf  mı diye,  bir de söyleyene bakarım Adam mı diye...                         Taş yeşermez geçmiş olsa da nevbaharToprak ol da bak nasıl güller açarTaş gibi idin çok gönül kırdın yeterToprak ol üstünde hoş güller biter                            Mevlana                ... Devamı

18 11 2007

İÇİMİ TİTRETEN BİR SESTİR

GENÇLİK BÖYLEDİR İŞTE  İçimi titreten bir sestir her gün,Saat her çalışında tekrar eder;‘Ne yaptın tarlanı, nerde hasadın?Elin boş mu gireceksin geceye?Bir düşünsene! Yarıyı buldu ömrün.Gençlik böyledir işte, gelir gider;Ve kırılır sonra kolun kanadın;Koşarsın pencereden pencereye.’Ah o kadrini bilemediğim günler,Koklamadan attığım gül demeti,Suyunu sebil ettiğim o çeşme,Eserken yelken açmadığım o rüzgar!Gel gör ki sular batıya meyleder,Ağaçta bülbülün sesi değişti,Gölgeler yerleşiyor pencereme;Çağınız başlıyor ey hatıralar!  c. s. tarancı   Yola çıkınca her sabah,Bulutlara selâm ver.Taşlara, kuşlara,Atlara, otlara,İnsanlara selâm ver.Ne görürsen selâm ver.Sonra çıkarıp cebinden aynanıBir selâm da kendine ver.Hatırın kalmasın el gün yanında,Bu dünyada sen de varsın!Üleştir dostluğunu varlığa,Bir kısmı seni de sarsın.  Üstün dökmen   ... Devamı