fatmahale
22 Takipçi | 0 Takip
08 12 2007

AHLAKİ KAYITSIZLIK

AHLAKİ KAYITSIZLIK          İnsanın ihtiyaçları sınırsız kaynaklar ise kıttır. Ya da iktisat sınırsız ihtiyaçları sınırlı kaynaklarla karşılama bilmidir.              Gandhi'nin ahlakiliği bir tür kayıtsızlık üzerine oturur. Bu da J.Baudrillard'ın aktardığı bir durumu hatırlatıyor. Latin Amerika'da İspanyol sömürgecileri topluluğuyla karşılaşırlar. Bu topluluğun (Alakaluflar) dilinde "yabancı" aynı zamanda yok anlamına gelir. İspanyollar ne yaptılarsa da bu topluluğu denetleyememişlerdir. Çünkü onlar asla yeni gelenlerin yüzüne bakmamışlar, söylediklerini işitmemişler ve günlük işlerine devam etmişlerdir. Gandhi'nin yaptığı bir bakıma bu topluluğun yaptığının rafine karşılığıdır.           Gandhi'nin ahlakiliği etki-tepki sarmalının dışındadır. Öte yandan ne politik olarak tanımlanmış ne de kutsanmıştır. Geleneğin içinden geliyordu ve milyonlarca Hintli'nin hayat pratiklerinde açık ya da sembolik olarak karşılığı vardı. Unamuno bir Falanjistle tartışırken ona "her şeyi yapabilirsiniz ama inanç yaratamazsınız" diyordu. Gandhi bir bakıma nasıl inanç yaratılabileceğini gösteriyordu. Galiba Wallerstein'ın Gandhi hareketi için söylediği "ahlaki hegemonya inşası" da bu olsa gerektir. Modern kapitalist dünya içinde kurulu hegemonyaya karşı hınca dayalı olarak direnmek son tahlilde karşı çıkışan hegemonyanın yeniden-üretimini sağlamaktadır. Oysa, Gramsci'nin ifadesiyle karşıt bir hegemonya inşası etki-tepki prensibinin dışında bir düşünüşü gerekli kılmaktadır. Kanımca, pek çok kişinin sandığı gibi Gandhi, pasif direnişi (?) bir politik strateji olarak tercih etmedi. Silahla başlayan bir direnişin araç-amaç bağını nasıl berhava ettiğinin farkındaydı. Bu farkındalık Gandhi'nin etki-tepki zincirini zihinsel olarak reddetme; bunun yerine kendini inşa sürecine ağırlık vermesine yol açtı. Bu nedenle Ga... Devamı

08 12 2007

İKİ ŞEY

İki şey  insanı "nitelikli insan" yapar:1. İradeye hakim olmak2. Uyumlu olmakİki şey "ekstra değer" katar:1. Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 2. Anlayarak hızlı okumayı öğrenmekİki şey geri bırakır:1. Kararsızlık2. Cesaretsizlikİki şey kaşif yapar:1. Nitelikli cevre2. Biraz delilikİki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar: 1. Baskın yeteneği bulmak 2. Cidden sevdiğin işi yapmakİki şey başarının sırrıdır:1. Ustalardan ustalığı öğrenmek2. Kendini güncellemekİki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır: 1. Niyetin saf olması2. Ruhsal farkındalıkİki şey milyonlarca insandan ayırır:1. Sorunun değil çözümün parçası olmak 2. Hayata ve her şeye yeni(özgün, orijinal, farklı) bakış acısıyla yaklaşabilmek. İki şey gelişmeyi engeller:1. Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat, tefrit) 2. Felakete odaklanmış olmakİki şey çözüm getirir:1. Tebessüm (gülümseme, sırıtma veya kahkaha değil!)2. Sukût (susmak)İki sey "kalitesiz insan"ın özelliğidir: 1. Şikayetçilik2. Dedikoduİki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:1. Bakış acısını değiştirmek 2. Karsındakinin yerine kendini koyabilmek İki şey yanlış yapmanı engeller: 1. Şahıs ve olayları akil ve kalp süzgecindengeçirmek2. Hak yememekİki şey kişiyi gözden düşürür: 1. Demagoji (laf kalabalığı)2. Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)   ... Devamı

05 12 2007

ÖLÇÜ SENSİN

ÖLÇÜ SENSİN KİMSE DEĞİL             Ne kadar seviyorsan o kadar sevilirsin.             Ne kadar önemsiyorsan o kadar önemsenirsin.             İnsanlarla ilişkinde mihenk sensin.             Sana gösterilen her ne var ise ilgi olsun, sevgi olsun sendendir.             Ölçü sensin.             Nefretin kadar nefret edilir, özlemin kadar özlenirsin.             Gösterilme biçimi senin arzu ettiğin gibi olmayabilir, insan faktörünü unutma ama içerik aynıdır. Nitelik farklı olsa da…             Mesafelerine dikkat et, hayatta sürpriz yoktur, var diyen olursa da sabun köpüğü gibidir. Sen de bir şey yoksa gör bak; o da yok olup gidecektir.  ... Devamı

02 12 2007

UYAN TEZ ZAMANDA

UYAN TEZ ZAMANDA Tek başına gördüğün hayali Başkaları da görüyor zannetmeHele bir de Seni anlamalarını hiç bekleme Uyan Tez zamanda uyanKendini kendin azat etBağlayan da sendin, kendiniBağlanan da sendin…Uyan Tez zamanda   ... Devamı

02 12 2007

AVARE SULAR DELİ SULAR

AVARE SULAR DELİ SULAR                   Bazen coşarım. Deli sular gibi...Genelde çok taşkın olurum. Durgun görünürüm ama içimdeki fırtınaları hisseden kendini geri çekmek zorunda kalır. Çünkü korkutur insanı, duygu denizimin dalgaları.Durulmak bilmez hırçın sular gibiyim. Hırçın sular… Suyun hırçınlaşabilmesi için debisinin çok olması gerekir. Bir de süratli akmalı… Çok dolu olan ve süratli akan sular önlerine ne gelirse alır götürür. Hem onları taşırken yorulur, rengi değişir bu suların… Ama ilelebet taşımazlar. Bir yerde karşılarına ya bir kaya ya da bir çukur gelir, bırakmak zorunda kalırlar yüklerini. İstemeden, her şey kendiliğinden gelişir. Fakat bu sayede birçok şeyin yerini de değiştirirler. Bazı hırçın sulara irili ufaklı birçok taşın olduğu dere ya da nehirlerde rastlarsın. Bu sular süratle taşlara çarparlar.           Bir yerden okumuştum; taşların temizleyici özelliği varmış. Sular, taşlara her çarpışlarında daha bir temizlenir, daha bir arınırlarmış. Her çarpışma, suyun hızını değiştirir, çoğu zamanda yavaşlatır. Sular kendini toparladıktan sonra tekrar kayalara çarpmaya devam ederler. Akan su pis tutmaz sözü de bu çarpışmanın esrarından kaynaklansa gerek… Vakur bir şekilde suları temizleyen kayalar. Ama her temizlikte bir acı var. Süratle çarpma, etrafa sıçrama, sendeleme, yeni bir kıvamla yola devam. Deli sular, akıllanır mı dersiniz. Akıllanması daha mı iyi? Yoksa bu deli gidişi tayin eden, bir amaca hizmet için mi tayin etti?           Durgun sular… Bir mekanda bekleyip dururlar. Hem gü... Devamı

02 12 2007

KAPILDIM GİDİYORUM

Uyku tutmuyor bir türlü aklımıza geldi; yazmamız gerekli, bilgisayarın karşısına geçtik. Esaslı, gönülden bir ses lazım, musiki lazım başka türlü bir şey yazamıyoruz çünkü… Aradık tek bir parça kaydetmişim, merakla açtım, derinden harika bir sanat müziği…             ‘Kapıldım gidiyorum             Bahtımın rüzgarına            Ey ufuklar diyorum            Yolculuk var yarına            Ayrılık görünmüşken            Yar tutmuyor elimden            Misafiriz bugün biz            Gurbet akşamlarına’            Mevcut her şey koptu; iki saattir sadece bu parçayı dinliyorum. Nerden kaydettim derken eski İstanbul resimlerinin fonu olduğunu hatırladım.            Sadece şu satırlar dökülüyor gönlümden:                        Bu gönül mevsimi geçsin            Mümkünse başka bir mevsim gelmesin             Gelirse de rüzgarı bizden uzak essin            Cismimiz tükendi eridi gitti            Kalmadı eserimiz uç... Devamı

01 12 2007

NE VERDİNSE ODUR DAHİ NEMİZ VAR

NE VERDİNSE ODUR DAHİ NEMİZ VAR   Alan Sen’sin veren Sen’sin kılan Sen Ne verdinse odur dahi nemiz var Hakikat üzre anlayıp bilen Sen Ne verdinse odur dahi nemiz var   Tutan el ve ayak Sen’den gelüptür Gören göz ve kulak Sen’den gelüptür Efendi dil dudak Sen’den gelüptür Ne verdinse odur dahi nemiz var   Hudaya biz bu zatı kande bulduk Neye ef’al sıfatı kande bulduk Fenayı ya sebatı kande bulduk Ne verdinse odur dahi nemiz var   Bizim ahvalimiz ey Hayyu Kayyum Cenab-ı Paki’ne cümle ma’lum Buyurdun oldu illa kaldı ma’dum Ne verdinse odur dahi nemiz var   Hudayi’yi Sen eriştir murada Senindir çünkü hüküm arz-u semada Efendi dahli yok ğayrın orada Ne verdinse odur dahi nemiz var                   AZİZ MEHMUD HUDAYİ ... Devamı

01 12 2007

Sarardı Yeşil yaprak

Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü Katil sinekler deldi hicabın perdesini İstiklal boşluğuna arılar nadan düştü                   Nurullah Genç (Yağmur) Devamı

01 12 2007

Yağmurdan sonra büyürmüş başak

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyveler sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak."                              Sezai Karakoç Devamı

24 11 2007

AMELLER EMELLER HIRSLAR VE ARZULARIN TERBİYESİ

EMELLER AMELLER HIRSLAR VE ARZULARIN TERBİYESİ)                                                              İnsanlar kendilerini sınırlayan tabiat kanunlarının dışına çıkabildiklerini, yer çekimini yendiklerini ve sonsuzluk yolunda yol alabildiklerini gördükleri anda, din adına bildikleri her şeyi unuttular Artık bulaşıcı hastalıklardan ölmek bir kader değildi, tıpta, bilimde gerçekleşen buluşlar, teknolojide ilerlemeler, refah ortamı, dünyayı bir zevk cennetine dönüştürdü. Tanrının yapabildiğini artık insan da yapabiliyordu. O zaman artık yüceltilecek, kutsanacak yeni bir tanrı vardı; o da kişinin ta kendisi benliği, nefsi idi.             Mevlana içgüdüler toplamına nefs der. İnsanın hayvani tarafıdır. Yaşamını devam ettirebilmesi için nefs gereklidir. Allah’u Teala yeryüzüne uygun yarattığı insanın, dünyada ihtiyacını sağlayacak donanımını da sağlamış; insanoğlunu akıl, irade, nefs, kalp ile birlikte göndermiş. Nefs, kişinin yaşamının devamı için karşılanması gerekli ihtiyaçlarının alarmını verir, kişi aklı ile çareler üretir. İradesi ile Allah’ın rızasına en uygun olanı seçer. Kalp ise bu seçimde aklın kılavuzudur.             Yirminci yüzyılda müntesibleri daha bir artan yeni dinin vahi katipleri yazar:            ‘İçindeki ‘ben’ i keşfet.’           ... Devamı

24 11 2007

EMANET PERSPEKTİFİNDE HAYAT

EMANET PERSPEKTİFİNDE HAYAT             Süzülerek geçen bulutları, içinde güneşi, ayı, yıldızları saklayan, barındıran gökleri düşünürüm, sütunsuz durabilen gökleri…            Heybetin, ululuğun simgesi olan, yağmura, rüzgara meydan okuyan, hiçbir depremde sarsılmayan, doruklarında kartalların yuva yaptığı dağları düşünürüm, eğilmeyen dağları…             Bütün anaçlığıyla, tüm canlılığı bağrında barındıran, bire bin verecek kadar cömert yeri düşünürüm, suların kaynayarak çağladığı yerleri…            Bir de döner kendime bakarım; nasıl doğup, nasıl büyüdüğümü, nasıl her şeye muhtaç olduğumu, nasıl yaşlandığımı ve kaçınılmaz sonum olan ölümümü düşünür; acizliğime bakıp neslimizin haddini bilmez cesaretini düşünürüm, acizliği kadar haddini bilmez insanı…             AHZAB 72 ‘Muhakkak ki biz emaneti göklere yere ve dağlara arz ettik de onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular; insan ise onu yükleniverdi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.             Gerçek sahibi tarafından, geçici olarak bizim hizmetimize sunulan her şey emanet; şimdilik verilen ve bir gün bizden alınacak her şey emanet; senin olduğunu zannettiğinher şey aslında sana emanet; senin değil, dedenin, ninenin de değil ilk sahibine ait olan her şey emanet; her şey fani, fani olan her şey emanet…     &... Devamı

21 11 2007

AİLE İLİŞKİLERİNDE FEDAKARLIK DUYGUSU

AİLE İLİŞİLERİNDE FEDAKARLIK DUYGUSU            ‘Sevgi ile yorulmadan ilerleriz, sevgi ile sadece onunla başkaları için fedakarlık yapabiliriz’ der bir Kızılderili atasözü…            ‘Dünyada her şeyin bir ölçüsü bir tartısı vardır. Sevginin tartısı fedakarlıktır.’ Der Abdülaziz Bekine            Feda olmak, yok olmak, varlığından vazgeçmek, bunu da çekinmeden isteyerek yapmaktır fedakarlık            Ashap diyordu ya! Allah Rasulü’ne ‘Anam, babam, canım malım sana feda olsun Ya Rasulallah!’ Önceliğe Allah ve Rasul sevgisini alıp, kendini çokluktan tek olan tevhide oturttuktan sonra, nefsini kurban edip, ‘önce Rabbim’ zihniyetini yerleştirip, kendini kendinde yok edip, ‘ben’i unutmaktır fedakarlık. Benlik ve bencillikle yürümez asla fedakarlık… Hiç bir fedakarlık Allah’a kul olma vazifemizin önüne geçemez. Önce kuluz, sonra anne, önce kuluz sonra baba, önce kuluz sonra evlat. Sıra budur. Hayata geliş gayemizdir çünkü kulluk. Çocuklarımız çeşit çeşit börek yesin ya da her gün dip bucak temizlenen evde yaşasınlar diyerek namazı kaçırmak, önce çocuklar deyip, Kur’an’dan uzak durmak değildir fedakarlık. Fedakarlık Allah’a kul olup güç kazanmakla, O’nun desteğini, rızasını almakla mükemmel manaya ulaşır. Gerisi yalın ve kurudur. Ruh ve duygu yoktur.              Herhangi bir durumda fedakarlıktan söz edebilmek için ilk önce sevgi terazisini kurmak gerekir. ... Devamı