fatmahale
22 Takipçi | 0 Takip
19 03 2008

TANRIM DUAM ŞU Kİ

Tanrım duam şu ki her şey yeniden toprak olsunSu toprak olsunİnsan toprak gibi duysun yeriAy toprak olsunTopraktan kaçanı toprak tutsunGün toprak olsunKabirler saltanatı toprak olsunYazı KitapVe söz toprak olsunEkin ekilmeye mahsusYeni tohum atılmaya aitYeni insan doğsun içinToprak olsunAh yetiş çocukluğunda çobanlık edenYetiş toprağın yeni mayalanmasınaYetiş mağaranın ışımasınaYetiş ayı ikiye bölen parmaklarıylaYetiş büyük armağancımOruç armağancım namaz armağancımYetiş uluların imamıYetiş toprağın yeni doğuşunaİnsanın yenidenDirilme süzülüşüneYetiştir toprak saçan elleriniTanrı gücünü görmeyen gözlereSaçtığın topraklardan yetiştir bizeEy gökyolcusuYolculuğundan meleğin kanadıMevsimi geçmiş bir gül gibi kuruyanYetiş bize kıyamet bildiricisiKıyametteki sevinç muştucusuYetiş kabaran yeni toprağaKur’an tohumunu ekmek içinGül tohumlarını saç bizeGül bahçesi olan türbendenVe komşun Tanrı evindenVe sevgilin olan ve sevgilisi olduğunDiri Diriltici olanınAcımasından bize Yetiş ayağının tozu olduğumuz peygamberYetiş her zaman diri olan varlığınlaYetiş yak lambamızıYetiş aydınlat karanlığımızıYetiş yeşillendir çöllerimiziYetiş dirilt insanımızıSeni sevenin ismiyle yetiş bizeYetiştir bizeGünahlarımızı kül edecek ateş harmanınıVerim yağmuru insin ülkemizeMekke’ye Medine’ye Şam’aKudüs’e Bağdat’a İstanbul’aSemerkant’a Taşkent’e Diyarbekir’eYetiş peygamber imdadı yetişYetiş Allahın izniyleYetiştir erlerini Diriliş bayraklarını taşıyanŞehit gömleklerini peşin giymişAteşten, sudan geçer gibi geçenAllah önünde her varı yok görenDağların üstünde eripKentlere şafaklar gibi ağanKüçük askerleriniGül diksinler diye yeni topraklarınaİnsanın ta... Devamı

29 02 2008

HER ŞEY SENDE GİZLİ

HER ŞEY SENDE GİZLİ   Yerin seni çektiği kadar ağırsın, Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın, Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun. Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın. Bir gün yalan söyleyeceksen eğer; Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret, Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın. Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın, Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak, Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir, Kuşlar ötebildiği kadar sevimli, Bebek ağladığı kadar bebektir. Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren, SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...                                            Can Yücel                                    ... Devamı

29 02 2008

ÇOK ŞEYİ OLAN DEĞİL

            Çok şeyi olan değil, çok veren zengindir.             En önemli verme ise maddi dünyadan değil, insana özgü dünyadan bir şeyler vermektir.             Kişinin içinde yaşattıklarıdır, vereceği şeyler…             Kişinin verebileceği içindeki yaşattıkları ise; sevinçleri, ilgisi, anlayışı, bilgisi, nüktesi, üzüntüleri gibi içinde yaşayan şeylerin dışa yansıyan her türlü belirtisidir.             Yaşamından bir şeyler verdikçe karşısındakini zenginleştirir.             Kendi içindeki yaşama sevincini bu şekilde coştururken, O’nunkini de coşturur.             Almak için vermez.             Vermek başlı başına doyulmaz bir sevinçtir.             ... Devamı

05 02 2008

YOKLUĞUM EN GÜZEL DUAMDIR

Yokluğum en güzel duamdırVarlığımı Sana dua eyleSuskunluğum en keskin sözümdürSözümü Sana dair eyleMahzun kalbim en iyi yanımKalbimi Sana yar eyle ALLAHIM  ... Devamı

16 01 2008

Mevlana'dan

 Mevlana'dan gül deste • Az bir zaman için olsun kendini düşüncelerden kurtarsan ne olur? Balık gibi bizim denizimize dalsan, orada dalgalar yutsan ne olur? • Düşünceleri içinden atar, uykuya dalar da, onlardan kurtulursan Ashab-ı Kehf'ten sayılırsın, kutsal bir nur kesilirsin. • Sen, bir saman çöpüsün. Bizse, devlet kehribarıyız. Şu dünya samanlığından biraz ayrılarak bize gelsen, kehribara dönsen ne olur? •"Artık bu defa toprak olacağım, ayakaltında ezileceğim" diye yüz kere ahdettin. Bir kerecik olsun, ahdinde dursan ne olur? • Sen, samanla karıştırılmış balçık içinde gizlenmiş bir incisin. Ey güzel yüzlü, yüzündeki çamurları yıkasan ne olur? • Sen padişah soyundansın. Sen Cebrail'in bile secde ettiği üstün bir varlıksın. ; Babanın mülkünü arasan ne olur?     ... Devamı

13 01 2008

EĞER HASTA OLMAK İSTEMİYORSAN

Eğer hasta olmak istemiyorsan ‘Duygularını anlat’ Saklanan ve baskılanan heyecanlar ve duygular gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi  hastalıklara yol açar. Zamanla duyguların bastırılması kansere dönüşür. Öyleyse sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız. Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir.             Eğer hasta olmak istemiyorsan ‘Karar vermelisin! Kararsız kişi güvensiz endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. Karar vermek diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi       kesinlikle bilmektir. Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunları kurbanıdır.   Eğer hasta olmak istemiyorsan ‘Olduğundan farklı yaşama’ Gerçeği saklayan, rol yapan her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel                              görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden bronz bir heykel gibidir. Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur. Kaderleri, ilaç, hastane ve acıdır.   Eğer hasta olmak istemiyorsan ‘Kabullen’ Reddecilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır. Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. Eleştirileri kabullen Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.   Eğer hasta olmak istemiyorsan  ‘Çözümler bul’ Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler Karanlığı kovman için kibrit yakmalı Arı ufacıktır ama var olan en tat... Devamı

10 01 2008

DOST KALALIM

Dost KalalımSana aracısız gelmek,düşüncemGel dostluğun kıymetini bilelimOlup bitenleri silmek düşüncem Gel dostlukla bir araya gelelimBir neden yokken yıllarca kırgındıkEllerce iki düşman gibi tanındıkUzaktan uzağa her gün yakındıkGel sevinçli kullar gibi gülelimKadirşinas dostumdu diye diye Her gün anlattım kalbimdeki elçiyeÖlmeden görmekti seni tek gayeGel kırdıysam seni gönül alalımDüşte; kapına bacana tünedimKaç kez içeri girmeyi denedimSenden yüz bulmadı kabul senedimGel yeniden eski bir ahbap olalım Kaç kez dedi gönlüm kapısına düşO kovdukça bakışlarına üşüşHer nedeni tek tek baş başa görüşGel geçmişe sünger çekip silelimYanlışlar varsa telafisi mümkünDoğrulara kim olmadı ki düşkünDüşman olamaz iki dost topyekünGel barışıp dünyaya nam salalımYa oyuna geldik ya da yanıldıkAramızda hasımlık var sanıldıkN'oldu bize niye böyle anıldıkGel eskisi gibi bir dost kalalımYalan da olsa mahrumuz selamdan Kim ne vefa görmüş gamdan elemdenZaman dar gideceğiz bu alemdenGel neyse suçum söylede bilelimHayat derdiyle uğraşıyor zatenHiç görülmüş mü çekilmeden bitenTek tük kalmış burda bacası tütenGel duman duman havaya dolalımŞu yaşlanan zamanda kim genç kalmışGünbegün insan dünü arar olmuşKuluz,ölüme belki ramak kalmışGel öleceksek beraber ölelimEngin NAMLI Devamı

24 12 2007

NİÇİNSİZ NASIL NE ANLAM İFADE EDER

            NİÇİNSİZ, NASIL NE ANLAM İFADE EDER                      İman fıtratını hedef alan kültür şokuyla karşı karşıyayız.             Modern dünya akıl ve ruhu ayırdı. Akıla odaklandı. Bölünmüş birey yarattı, ruhumuz yanlışlaştı.             İnsanı diğer varlıklardan ayıran en bariz özellik, çevreyi değiştiren, değiştirdiği çevre ile de kendini değiştiren varlıktır. Halbuki hayvanlar sadece çevreye tabidirler.             İnsan, mutluluk arayan, yaşamına anlam arayan bir varlıktır. Allah (c.c.) ‘Biz insanı başıboş yaratmadık’ demek suretiyle temel eğilimlerle yaratıldığını bizlere bildirmektedir.             Modern dünya aklı ilah yapmıştır. Modern dünyanın sorunu ‘nasıl’ sorusuna cevap aramaktır. Amacı doğayı egemenliğine alıp, hükmetmeye çalışmak olduğu için; doğa nasıl işliyor? Tusunami nasıl oluşuyor? Vb. gibi sorulara cevap vermeye çalışır.             Modern dünya ‘niçin’ sorusuna cevap vermez. Anlam arayışında değildir. Bu durum insanda en büyük parçalanmayı sağlar. Yaratıcıdan, dinden, gelenek ve göreneklerden kopuk, bağımsızlığını kazanmış insanı yüceltir. Böylece sadece maddiyatla yetinmeye çalışıp, maneviyattan uzaklaşan insanın ruhu yalnızlaşır.             Ruhun yalnızlığının bedeli çok ağırdır. İnsanlar kendilerini yalnız, değersiz, anlamsızlık içinde hissederler. O y&u... Devamı

18 12 2007

TOPLUMSAL HAYATTA YALNIZLIK

TOPLUMSAL HAYATTA YALNIZLIK Diyanet Avrupa Dergisi / T  e  m  m  u  z    2  0  0  6    S  a  y  ı    8  7               Beşerî ilişkiler hiçbir dönemde olmadığı kadar yüzeysel. Kimi zaman; aynı otobüsle yolculuk yapıyor, yanımızdaki ile bir kelime konuşmadan yolculuklarımızı tamamlıyoruz. Anne ve babalarımızı ziyaret etmeye, hal ve hatırlarını sormaya, ihtiyaçlarını karşılamaya zaman bulamıyoruz. Bizlere hasret kalarak son nefeslerini veriyorlar. Kapısında güvenlik memuru, etrafı tellerle çevrili, köyden büyük nüfuslu sitelerde oturuyoruz, bir adım ötemizdeki komşunun adını bilmiyoruz. Komşumuz ölüyor, günler sonra dairesinden gelen kokudan öldüğünü anlıyoruz. Halamız huzurevine yatırılmış, dayımız Darulaceze’de kalıyormuş, bize ne evlatları düşünsün önce, diyebiliyoruz. İnsan insanın kurdu olmuş. Her gün gazetelerde okuyup, televizyonlar da seyrettiğimiz toplumsal facialar, güven duygusunu yutuyor adeta. Bir zarar gelebilir korkusuyla hareket ediyoruz. Kapıyı çalana, ‘yardım etme, belki de kötü niyetlidir’; her yolda kalmışı; ‘arabana alma belki de katildir’; her ihtiyacım var diyene maddî yardım yapma; ‘belki de yalan söylüyordur.’ zannıyla bakıyoruz. İki kişi kavga etse; ‘aman bana ne! Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, deriz. Bir de şahitlikle uğraşamayız nemelazımcılığımız var...              Birbirimizi tanımaya, konuşmaya korkuyoruz, ‘Öteki’ olarak algılanmak korkusu, farklılıklara tahammülsüzlük veya farklılıklardan korkmak, farklı olanları gizlenmeye itiyor, yalnızlığ... Devamı

12 12 2007

MUTLULUĞUN SIRRI

Mutlu olmanın sırrını HZ. Peygamber Efendimiz’den öğren de, Allah sana ne verirse ona razı ol. Başına gelen derde, balaya razı olur da, ses çıkarmazsan, o anda hemen sana cennet kapısı açılır. Eğer gam elçisi sana gelirse, tanıdık bir dost gibi karşıla, onu kucakla. Zaten o sana yabancı değildir, onunla aşinalığın vardır. Sevgiliden gelen cefaya karşı sakın suratını asma, onu neşe ile karşıla, merhaba, hoş geldin de. Onu güler yüzle, tatlı sözle karşıla ki gönül alıcı o eşsiz varlık hoşa gitmeyen çarşafını üstünden atsın da güzelliği ortaya çıksın. HZ.MEVLANA ... Devamı

12 12 2007

BİZİM CANIMIZA GELSİN

Hastalıklar senden uzak olsun, ey canlarımızın rahatı, ey gören gözümüz, kem gözler senden uzak olsun! Bedenin sağlam olsun, ay yüzlü güzel, gölgen başımızdan eksik olmasın! Gül bahçesine benzeyen yüzün, o gönül otlağımız, ovamızın yeşilliği, nasılsa hep öyle kalsın, hep öyle taze, yeşil. Bizim canımıza gelsin senin bedenine gelen ağrı. Mevlana  Devamı