fatmahale
22 Takipçi | 0 Takip
04 01 2010

Ölüm yoktur aşıklara...

  Gerçeği bilerek ölen aşılar, sevgilinin huzurunda şeker gibi erirler, Tatlı tatlı ölürler Bir başka şive ile ölürler hasılı Elest hitabından sonsuzluk şarabı içenler… Melekler kıskanırken güzelliklerini, adem oğulları gibi ölmezler onlar Sen aslanlar da köpekler gibi kapının dışında mı ölürler sanırsın? Yolculukta ölen aşıkları karşılamaya padişah çıkar Onlar ölmezler, gaip gözlerini açarlar Aşık olmayanlarsa kör ve sağır can verir giderler O ay yüzlünün ayak ucunda solar aşıklar Güneş gibi apaydın olurlar Birbirlerinin canına can kesilenler, birbirlerinin aşkı ile ölürler. Ciğerlerinde aşk suyu… Su gibi ölürler Aşıklar gökyüzüne kanat açarlar Münkirlerse cehennemin dibinde geberip giderler Geceleri sevgilinin derdi ile korkusu ile uyuyamayanlar korkusuzca huzur içinde ölürler… Burada ota tapan öküzlerse eşek gibi çürür giderler Sevgilinin bakışına kapılanlar, güle oynaya feda ederler kendilerini o bakışa Padişah onları kucağına alır bağrına basar O bakışa kul köle olan, hor hakir bir halde ölmez Mustafa’yı arayanlar Ömer gibi Ebu Bekir gibi ölürler… Ölüm yoktur aşıklara... Ben bu sözleri öylesine söyledim. Ey şems! Padişahım! Seni inkar eden ölmez Sadece gerçeği bilmeyen kapkara kalbi ile kapkara gider   HZ.MEVLÂNÂ (K.S) - DİVAN-I KEBİR ... Devamı

03 01 2010

Hayat Mektebi

  Şebnem Dergisinin Ocak 2010 tarihli 59. sayısında yayınlanan yazım Hayat Mektebi Fatma Hale Liman   Devamı

02 01 2010

Yalan da olsa hoşuma gidiyor, söyle...

Cem Karaca - Hep Kahır  Dinle/ İzle Dur! Bırak! Kaynasın kahvenin suyu... Bana İstanbul'u anlat, nasıldı? Bana boğazı anlat, nasıldı? Haziran titreyişlerle, kaçak yağmurlar ardı... Yıkanmış, kurunur muydu yine o yedi tepe Ana şefkati gibi sıcak güneşte... İnsanlar gülüyordu de, Trende, vapurda, otobüste… Yalan da olsa hoşuma gidiyor, söyle! Hep kahır,hep kahır, hep kahır! Bıktım be! Dur! Bırak! Kalsın, açma televizyonu! Bana İstanbul'u anlat, nasıldı? Şehirlerin şehrini anlat, nasıldı? Beyoğlu sırtlarından,yasak gözlerinle bakıp, Köprüler, Sarayburnu, minareler ve Haliç'e... Diyiverdin mi bir merhaba gizlice? İnsanlar gülüyordu de, Trende, vapurda, otobüste, Yalan da olsa hoşuma gidiyor, söyle... Hep kahır, hep kahır, hep kahır! Bıktım be... Dur! Bırak! Kımıldama, kal biraz öylece ne olur... Kokun İstanbul gibidir, Gözlerin İstanbul gecesi, Şimdi gel sarıl, sarıl bana kınalım. Gök kubbenin altında, orda da beraber, Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali, Hasretimin çölünde sanki bir pınar gibi... İnsanlar gülüyordu de, Trende, vapurda, otobüste, Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle... Hep kahır, hep kahır, hep kahır! Bıktım be...!!! ... Devamı

01 01 2010

Bağlanmayacaksın!

    Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu sevdiğinden... Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya ya da pembeye Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...   CAN YÜCEL         ... Devamı

01 01 2010

Sen...

"Dilime bu türkü yüreğime bu sevda düştü düşeli yollardayım yüreğime çoktan cemre düşürdüm seni sevmek için baharı beklemeyeceğim" Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden, Dağ başı yalnızlığı ölümden beter. Hiç kimse aramasa sormasa beni, Sen gelsen yeter… Huzur ellerinin güzelliğidir. Gözlerin karşımda mutluluk denizi… Her sabah soframızda ekmeğimizi, Sen bölsen yeter. Yüreğim seninle yaylalar kadar serin, Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam, Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam, Sen dolsan yeter. Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm, Bende sabır sende naz, Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz, Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter. Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün, Sende karar kıldığını… Ve içimin şerha şerha yarıldığını, Sen bilsen yeter. Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi, Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek, Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek, Eğilsen yeter… (Tayfun Talipoğlu'nun sesinden, Yavuz Bülent Bakiler'in şiiri)  ... Devamı

30 12 2009

Allah'ın emaneti olan dostluğun kıymeti bilinmeli...

Bu gün, H. Nur Artıran hanımın bir vesile ile bizlere söylediği sözü, gönül kulağım işitince acı acı tebessüm ettim. Diyordu ki: “Cenâb-ı Hakk merhamet sahibi, çeşitli vesilelerle dağılmış olan canları bir araya topluyor, onları tanıştırıyor, birleştiriyor. Bize düşen de bu tanışmanın birleşmenin kadr-ü kıymetini bilmek, Allah'ın emaneti olan dostluğa sahip çıkmak.”     Kalbi aklım bana şunları söyledi: "Öyle büyük bir emanet ki dostluk, denenmeli; kuru iddiadan beri olmalı… Korkan, kadir, kıymet bilir mi? Vefası olmayanın dostluğu da nedir ki?"   “Hakiki dostların hayatları bereketlenir” Tüm gönlümle, ruhumla bu sözü tasdik ediyorum...   “Kuru bir iddiadan başka bir şey olmayan dostluklar gönlü zehirler…” Tüm gönlümle, ruhumla bu sözü de tasdik ediyorum…  (fhl) ... Devamı

29 12 2009

O perdeyi ne zor çekerim bir bilsen...

  Bu gece kendimde değilim yine; Aşkın en kör kuyusundayım Kimse elimden tutup çıkaramaz Rabbim tutar elimden, O'na kaçarım Gönlüm feryat ediyor hali pek derbeder... Neler söylüyor ah biçare!   Gönlüm başka söyler benim, dilim bambaşka İki dili birleştiremedim Birleştiremem de Dillendiremem de Gölgemden korkarım Nefsimden korkarım Uzaktan görenler "deli" bilir beni Anlayamazlar halimi Öyle şeyler söylerim ki Yüreğini sokarım İncinirsin Beni “kötü” bilirsin “Zor” bilirsin “Baş edilmez” bilirsin “Başa dert” bilirsin Varsın öyle bil “Olduğundan başka görünmek Yakışır mı sana” deme sakın O perdeyi ne zor çekerim bir bilsen Gönlün, kavrulur yanar; Sen başında nöbet tutar Pencereleri kapar, dumanı yutarsın... Gönül pınarların taşar, coşar; Sen gözyaşınla boşaltırsın... Kimse bilemez, anlayamaz... Fırtınalar kopar, kasırgalar savrulur Dışarıya esinti bile sızdırmazsın O zamanlar Rabbime kaçarsın "Fe firrû İl Allah" Eller seni deli bilir Zahir ile batın arasında cereyanda kalan deli… “Sırrı ifşa etme” der Mevlana “Sakın ifşa etme Üç pula satın alırlar, Kıymet bilmez, hırpalarlar Çiğ insanlar anlayamazlar Bırak sırrın seninle kalsın”   Olmazlara düşmek zor be gülüm Olmazlarla savaşmak da "Fe firrû ilAllah" Çare yok başka...   (fhl)  ... Devamı

29 12 2009

Rabbim Kavuştursun dildaşları

  Görmeyelden yüzünü ben ki nigârım, sensedim… Âh u zâr ile geçer bu rûzgârım, sensedim…   Gül cemâlin gülşenin gül gibi arz et bana kiBülbül-i şûrîde-vâr, ey gül-izârım, sensedim…   Gönlümün şehrini kim virân ediptir zulm ile?Gel yine ma’mur kıl, ey şehriyârım, sensedim…   Sohbetinden vaslının, ayrı düşelden ney gibi;Göklere irgirmişem feryâd ü zârım “sensedim…”   Firkatin yolunda ben toprak, anınçün olmuşam;K’ilede senden yana yeller, gubârım; sensedim…   Gel berü cânım gibi, iki cihânda sevgiliSenden özge yohdurur âlemde vârım, sensedim…   Ben Hümâmî, düşmüşem derdine nitekim SüheylKandasın dermân, yetiş ey Nevbahar’ım, sensedim!   __ Pek içlisin yine... _Hümami'nin beyitleri... Dostum Ayşenur Vural'dan belledim. __ Dertli, dertli "sensedim", "seni çok özledim" dediğine göre hasret başına vurmuş yine... _ Sabır çok zor ah! Ateşten gömlek sabır...  Dost eline gitmem lazım… Gönlümün feryadını dost ellerde dillendirmezsem sabretmem daha da zorlaşacak… __ Buradan söyle, gitmesen olmaz mı? _ Olmuyor, içimden bir ses git diyor, durma git, mümkünse her gün Şems’e git. __ Her gün mü? _Gönlünü aç o dostlara…  Şems’e, Mevlana’ya, Sadreddin Konevi’ye… Çok özledim, hepsini çok… Sabır zor, her gün kolaylık dilerim... __ Onlar zaten ruhlar aleminde seni buradan da duymazlar mı? _ Ben onların evlerine gitmek istiyorum, mekanlarına gitmek… Onlar beni karşılasın, dildaş olarak kabul edip, dost bilip bağırlarına bassınlar… Büyükler, evlerinde ziyaret edilir. Büyüklerin ayağına gidilir… Ben gideyim, dostluk biatı edeyim, gönlümü gönüllerine, ruhumu ruhlarına raptedeyim. __ Onlar gibi olmadıkça, o mübareklerin yaptığını yapmadıkça seni dildaş bilirler mi ki? _ Öyle deme. Sakın bir daha o sözü söyleme. Sevgimi yabana atma. Muhabbetimi hor görme. Kim, kime hasret çekerse, ona kavuşacak cennette… Kim, kimi gönülden severse, sevdiği ile beraber olacak ahirette… Kime iştiyakın varsa sen "o... Devamı

28 12 2009

Şüphesiz O, dilediğinden uzaklığı kaldırır

Elbette, elbette, özlemek karşılıklıdır Sevgi de iki taraftan olur, dostlukta Özlemin dilemenin artışı iki taraftandır İster Hak’la olsun, ister halkla asla tek taraflı olmamıştır. Şüphesiz O dilediğinden uzaklığı kaldırır Dilediğini dilediği ile bir araya getirir. Ayrılık yolunu gösterenin kavuşma yolunu da  kolaylaştırmasını umarım. Ben, seherin nuru, akşamın nevhasıyım Ben, ormanın iniltisi, dalgaların sesiyim Ben, direk, dümen, süvari ve gemiyim Ben, geminin parçalandığı kayayım Ben, kuşçu, kuş ve tuzağım Ben, resim, ayna, ses ve aksi sedayım Ben, sükut, düşünce, dil ve sesim Ben, neyin sadasıyım Ben, insanın ruhuyum Taşlarda kıvılcımım Madenlerdeki altın damarıyım Gül ve gülün hayran bıraktığı bülbülüm Tabip ve hasta, zehir ve ilacım Tatlılık ve acılık, bal ve zakkumum Şehir ve muhafızı, muhasırı ve duvarıyım Bütün varlıkların zinciri, alemlerin dairesi, yaratılmışların mertebesiyim. Hz. Mevlana efendimizin veda mektubu: Göç zamanı geldi Irmaktan sıçrama çağı çattı Her şey helak bulur Ancak O’nun hakikati bakidir. Bu sözün arta kalanı dilsiz, dudaksız ruhu diri olanın gönlüne doğar Söyleme de sona erdi ömür de Müjdeci geldi artık bedenden kurtuluyorum   (Hz. Pir Mevlana) ... Devamı

28 12 2009

Aşık olan kişiler deligen olur

                   Aşık olan kişiler deligen olur         Kişi neye gülerse başa gelegen olur         Derviş Yunus sen dahi incitme dervişleri         Dervişlerin duası kabul olagan olur.            ... Devamı

28 12 2009

Sahi ben hiç sevmedim mi?

  Yol vermez, kervan geçmez, aşığı öldüren dağlar. Sevda yüklü dağlar…   Beddua etmiş aşık, dağa: “Sen de sev ama asla kavuşma Sen de yan ama söndürenin olmasın Sen de hasret çek Sen de özle Ama asla kavuşama”   Dağ gülmüş aşığa: “Kimin için bu beddua? Kavuş denildi de ben mi ayırdım Neden sebebe takıldın? Geçit vermez koymuşlar adımı İzin verildi de yoluna mı çıktım? Melik ben miyim de suçlu bulursun Hakim ben miyim de suçlu bulursun   Kim demiş aşkı bilmediğimi? Kim demiş, taş gibi kalbim olduğunu? Kim demiş? Nerden bilmiş?   Çağlayanlarımı görmedin mi? Neyin nesi bu diye düşünmedin mi? Sular ve taşlar nasıl bir arada Anla! Sahi ben hiç sevmedim mi? Bana kıyma!   Senin ayakların var koşarsın Sabrı benden öğren Gel de iyice öğren Nasıl yare boyun eğdiğime iyi bak Yarimi gör Fermanım kimdedir bak Anla!   Neden bazen ateş saçarım Neden bana yanardağ derler Neden yanarım Senin gönlündeki ateş Benim bağrımdakine dayanır mı? Sahi ben hiç yanmadım mı?   Neden göz göz taşlarım Neden paramparça İyi bak, bana iyi bak Neden buz tutmuş doruklarım Gör, anla! Sahi ben sevda hasretinden donmadım mı?   Madem kötüyüm Madem yol vermem Madem geçit yok Bak, bana iyi bak Eteklerimdeki kır çiçeklerine iyi bak Her biri bin derdine deva Sahi ben çok mu vicdansızım?   Kartallar, doruklarımda nöbet tutar Neden, neden başka yerde değil de ben de Bak, iyice bak Anla, halimi anla!   Ben sevgi sınavına tutarım Ben yiğit adam ararım. Yiğitse o, sarar bağrıma basarım Koyuvermem bir yere, Bırakmam, Destanlar yazarım…   Sahi hiç düşündün mü? Neden salmam da bağrımda tutarım Zalim olduğumdan mı? Ferman gelir padişahtan “O yiğit bizimdir salınmaya!” Ben nasıl boyun eğmem padişaha Sahi ben çok mu zalimim? Beni anla, iyi bak, beni anla!   Neden başım dumanlı hiç düşündün mü? Çünkü ben her gün ağlarım   (fhl)... Devamı

27 12 2009

Sübhansın Allahım! Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim...

  http://www.izlefix.com/insanin-yaratilisi-dini-belgesel-izle.html   El- Haliku, el-Bariu, el Musavviru olan Alahım! Nefsimi yed-i kudretinde tutan Allahım! Sana hayranım... Sübhansın... Sana yarattıklarının adedince hamd olsun... Subhanallahi ve bihamdihi... Subhanallahi ve bihamdihi... Subhanallahi ve bihamdihi...   Vakıa (57- 59) 57.Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz? 58.Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü? 59.Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa Yaratıcı Biz miyiz?   Varsın, Sen İlâhî, yine varsın, yine varsınAklımda, hayâlimde ve hissimde yaşarsın!Her yer dolu zâtınla, sıfatınla ilâhîZâtın da, sıfatın da Senin nâ-mütenâhî…Kalbimde birer katredir eb'âd ile evkât;Titrer nebazânınla şerâyin-i mesâfât.Kuvvet bir elinde ve anâsır bir elindeMimarı elindir, ebedin de, ezelin de!Şi'rin dü-câhındır, kelimâtın bütün ecrâm;Her jâle-i sun'un bana kulzüm-ı ilhâm!Rûhumda, dimağımda ve kalbimde yaşarsın;Varsın Sen ilâhî, yine varsın, yine varsın. (Cenap Şahabeddin)  ... Devamı

25 12 2009

Ya Rabbi bizi dûr eyleme evladı Ali’den; biz onların bendesiyiz

    Hicretin dördüncü yılı. Birer yıl arayla medine’de iki doğum, İki bayram, iki ay parçası… Yeryüzünün en hayırlı dedesinin gözbebekleri doğuyor. Rasûl-üs sakaleyn’in kokladığı reyhanları Ftıma’t-üz zehrâ’nın körpecik fidanları Ai’yi mürteza’nın eşsiz kahramanları doğuyor. Cennet gençliğinin iki seyyidi. Ehl-i beyt’in ilk nazlı çiçekleri… İki ay parçası, “merhaba” diyor o incecik sesiyle İsimlerini rahman koyuyor, cebrail nefesiyle Siz onlara Alah’ın iki lütfu deyin; Birinin adı Hasan, diğerinin Hüseyin. Zaman, saadetli günleri yaprak yaprak okurken Onlar peygamber dizinde büyüdüler Ve zaten onlar semâda büyüktüler.   Bir gün peygamberlerin incisi oturuyorlar. Hasan’la Hüseyin Birbirlerini yakalama oyununda… Buyurdular: “Ha gayret Hasan! Göreyim seni, yakala Hüseyin’i.” Hz. ali; “Ya Rasulallah!” diyor, “Hüseyin’den taraf olmanız gerekmez mi? Hüseyin daha küçük.” Rasulullah buyuruyorlar; “Baksana! Cebrail de Hüseyin’i tutuyor; Ha gayret Hüseyin! Göreyim seni diyor.”   Yine bir gün Efendimiz, ashabıyla yürüyorlar. Hz. Hüseyin çocuklarla oynuyor. Peygamberimiz, ellerini açıyor; Tutmak için Hüseyin’i... Hz. Hüseyin, bir oraya bir buraya kaçıyor. Ve gülerek yakalıyor onu, nebiler serveri. Bir elini kafasının arkasına, Öbür elini, çenesinin altına koyup öpüyor, kokluyor, öpüyor. Sonra zamana ve mekana sesleniyor; “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim! Allah’ı seven Hüseyin’i sever! Hüseyin, torunlardan bir torundur.” Ve bir gün Cebrail bir haberle gelir; Hüseyin Fırat kıyısında şehit edilecektir. Orası, üzüntülü, tasalı, mihnetli ve belalı bir yerdir. Kerb-ü beladır! Orası Kerbeladır!   Hicretin altmış birinci yılı. Aylardan Muharrem… Kan renginde fırat Kan renginde yakamoz. Ve dudaklar susuz, Yürekler susuz… Kerbelada bir oğul var, Yoluna oğullar feda. Bir torun, kerbelada… Dedesinden elli yıl uzakta. Onun gibi bembeyaz giyimli Bembeyaz yüzlü. Atının üzerinden sesleniyor ... Devamı

25 12 2009

Küllü yevmin aşura küllü arzin Kerbela; her gün aşura, her yer K

    Şah Hüseyn’in firkatine ağlayan gelsin beri Âh u vah edip dem â dem ağlayan gelsin beri Ey Fuâdî hal ile irşad olan gelsin beri Ah Mevlam dost Hüseynim, dost şehid-i Kerbela       Sîne sûzan, dîde giryân kalbi nâlandır bu an Ya Rab bizi dûr eyleme evlâd-ı Ali'den Nusret bulayım dem be dem imdâdı Ali'den Meydân-ı muhabbetteki feryâdı Ali'den       Ekmel-i ala-i resulü kibriya' dan dır Hüseyin Cevheri ferdi Aliyyül Mürteza' dan dır Hüseyin Böyle bir pak neseptir evliyadandır Hüseyin Haline gökte melekler yerde insan ağlasın       Kurretül ayni Habibi Kibriyasın Ya Huseyn, Nuri çeşmi şahı merdan murtezasın Ya Huseyn,   Ehli mahşer dest-i Hayder’den içerken kevseri, Sen susuzlukla şehidi KErbela’sın Ya huseyn,   Kıl şefaat arif’e ceddin Muhammed aşkına, Arsa i mahşerde makbul lerrecasın Ya Huseyn, (Kâhyazade Arif Bey)       Bu gün mah-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar. Bu gün Eyyam-ı matemdir, bu gün ab-ı revan ağlar.       Hüseyn-i Kerbela’yı elvan eden gündür. Bu gün Arş-ı muazzamda olan âli divan ağlar.   Bugün Âl-i abanın gülşeninin gülleri soldu, Düşüp bir ateş-i dilsuz, kamu ehl-i iman ağlar.   Bugün Gülzar-ı Muhtar-ı Hüda’ya bir hazan esti, Zemine düştü vaveyla, felekte kehkeşan ağlar.   Bugün hunbar olur gözü elbet Haydar-ı Kerrarın Görür Zehra’yı hun efşan, Resul-i âli şan ağlar.   Bu gün evlad-ı Haydar, hem dahi ahfad-ı Peygamber Döküldü gül gibi yerler yüzüne, asuman ağlar.   Gülistan-ı Muhammedin Gül-i hamraların derdi Yed-i kahr ile ol gaddar, bu gün devr-i zaman ağlar.   Risalet gül gülistanı, nübüvvet bağu bostanı Hüseyni ol nuristanı gören Pir ü civan ağlar   Güruh-i hanedana Lütfiya kurban ola canım İla yevmil kıyame can ile ehl-i iman ağlar.”   (Nakşibendi Şeyhi Alvarlı Efe Hazretleri)       Geçeriz dünyada canı ... Devamı