fatmahale
22 Takipçi | 0 Takip
15 03 2010

Pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?

 

Pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?
   
 
             Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Penceresinin önüne konmuş,bütün cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık...tık...tık...

             Adam cama bakmış. İçeride kendi işleriyle uğraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:
            _Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım. Adam birden parlamış.

           _Yok daha neler? Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! Demiş. Gerekçesi pek sersemceymiş:
           _Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olur mu?
          Kırlangıç mahcup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:
           _Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.

           Adam kararlı, adam ısrarlı:
          _ Yok, yok ben seni içeri alamam. Demiş. Biraz da kabamıymış neymiş, lafı kısa kesmiş:
          _ İşim gücüm var, git başımdan!
          Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş:
          _Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım... Demiş.
           Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş.
          _Ben yalnızlığımdan memnunum. Demiş.
          Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:
          _Hay benim akılsız başım, ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim! Şimdi böyle kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte.
            Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş
          _Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.
          Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Onun ki hiç görünmemiş! Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş, ama boşuna beklemiş. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş; gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş:
          _Kırlangıçların ömrü altı aydır...

 

(alıntıdır)

597
0
0
Yorum Yaz