fatmahale
22 Takipçi | 0 Takip
14 07 2011

Harabeler, virane gönüller

 

Harap bir evin kapısından içeri giriyorum

Zorlamama gerek yok, kapı kendiliğinden açılıyor

Saklanacak bir şey yok çünkü

Kıymetli bir eşya da yok.

Hırsız neyi çalsın ki deyip açık bırakılmış kapısı

Yabani sararmış otlar, örümcek ağları, yıkık duvarlar

Yıkılmaya yüz tutanlardan da düşen sıvalar,

Camlar kırılmış, pencerelerden rüzgar fısıldamakta

Kediler dolaşıyor sağda solda

Ahşap merdivenler tahtakurularına yem olmakta…

Kuşlar yok, avluda kurumaya yüz tutmuş ağaçta

Mahzun, yalnız ve harap...

 

Terk edilen bir kalp; seveni tarafından terk edilen bir kalp de böyle mi olur?

Yıkık dökük bir kapısı mı vardır?

İteklesen hemen içeri girilir mi?

İzzetli insanlar, sahipsiz yerlerde gezmezler

Ya da "buyur" edilmeden girmezler...

Ya harami tabiatlılar?

İşte onlar kol gezerler, virane gönüllerin odalarında

"Yaralı bir kalp içeriye giren çıkana dikkat eder mi?"

Çok zor; dikkat edemez

Hatta iyinin kötünün ayrımını bile yapamaz

O kadar harabe ki; kimlikleri sorgulayamaz

 

Dua etmeli ki; kötü niyetli hiç kimse o kapıya gelmesin

Dua etmeli ki; gönül yıkık harabe bile olsa

Kapısı kırık bile olsa

O kırık kapıyı kalın zincirler kapatsın

İçerde sadece kediler gezsin

Kuşlar neşeli varlıklardır, pek bulunmasalar da

Gönül sahibi yaralarını sarana kadar o kapı kapalı kalsın…

Gönül çelen, fırsatçı varlıklar, viranelerde hoyratça gezip de

Bir gece vakti, şuursuzca, kalan harabeyi ateşe vermesin.

 

Ya da dua etmeli ki; o viraneyi tamir edecek bir gönülle karşılaşsın

Kendini o gönlün tamir eden ellerine bıraksın

“Kendisi tamir etsin” demeyin…

Mümkün; ama çok zor…

Her zaman hastayı tabip iyileştirir.

İlaç gerekir

Hangi ilacın faydalı olduğunu da tabip bilir…

 

256
0
0
Yorum Yaz