fatmahale
22 Takipçi | 0 Takip
09 06 2010

Gönül çelen panayırı

 

Gönül çelen panayırına uğradım. Birçok anahtar vardı gönül çelen; kimi bir şarkı, kimi şiir, kimi bir resim, kimi güzel söz, kimi anlamlı bir bakış…

Saymakla bitmez, pek çoktular… Alıcılar pek çoktu. Pazarlık kızışmıştı. Satıcılar bir kuruş inmiyor, alıcılar bir kuruş fazla vermiyordu. Sevdanın pazarlığı vardı. Uzun uzun seyrettim…

Hiçbir gönül çelen özel değil, fabrikadan çıkma…Hepsi aynı… Birileri keşfetmiş, herkes de kabul etmiş, sevmedim…

Biri, bir başkasında görmüş, beğenmiş, pazara almaya gelmiş. Sevdalar, gönül kazanmalar pazara düşmüş… Bazı pazarcılar iddialı: “Bu gönül çelen anahtarını al açamayacağın gönül kapısı yoktur!”

 

 

Pazar böyle karışıkken, tanıdık yüz aradım da bizim deliyi gördüm köşe başında

“Gönül satıyorum hem de bedava alan yok mu?” diye bağırır.

Kimse tenezzül etmiyor, onun gönlüne… Üstüne başına bakıp harap görenler, zahir:

“Bunun gönlü, olsa olsa kılığı gibi olur.” deyip geçiyorlar…

 

İlk kez gönlünü satanı görünce soruverdim:

_ Kimse gönül almak istemez ki neden satıyorsun? Herkesin gönlü kendine yeter.”

___ Peki, neden başkalarının gönlünü çelecek anahtar isterler? Ben peşin veriyorum işte…

_  Başkasının gönlünde kendilerine ait özel yer açmak için bu gönül çelenler. Herkesin gönlü kendinde kalacak, ama o gönüllerde başkalarının izleri olacak

___ Çok mu lazım iz bırakmak? Al ben gönlümü bırakıyorum

_ Gönlün sende iken güzel, ben de senin gönlün bir işe yaramaz ki! Gönlün kimi sevdi ise, gönlünü kim çeldi ise onu sevecek, sadece yüreğin değil, bedeninle de sevdiğine hizmet edeceksin. Onun gönlü sende kalsa, sevgisinin alametini nasıl görürsün.

Gönül sever, bütün organlar sevgisini ispat eder. Yani tek gönül yetmez. Benliğin de lazım…

___ Benim gönlümü bu saçma gönül çelenler mi açacak, sonra ben, benliğimi bu saçma şeyler için mi feda edeceğim?

_Saçma ya da değil, işler böyle… Gönlünü bana bırakıp gittikten sonra, varlığının bir anlamı olmaz ki? Sen var olmalısın ki gönlünün bir anlamı olsun.

___ Ya o gönül yalancı ise; ya var olanı söylemez ya da olmayanı söylerse… Al işte benim gönlüm peşin peşin elinde… İyice bak içine… Neyi görmek istiyorsan gör…

_Peki ya sen, bu gönlü bana satınca ne yapacaksın?

___ Ne mi yapacağım, kurtulacağım… Bu gönlümün bana ettiğini, düşmanım etmedi, kim isterse onun olsun, ben onsuz da yaparım…

 

Bizim delinin gönlünü aldım. Sakin bir zamanımda gönlüme götürdüm. Gönül kan ağlardı ya; kan içinde kalmış, ağlamaktan… Terk edilmek çok zoruna gitmiş, hem de sahibi tarafından. Şunları söylüyordu:

 

_Ben ona bir şey etmedim ki, ne etti ise aklı etti. Akıl hep zannederdi ya o zannını gerçek sandığı için beni düşman belledi. Ben zan bilmem, ben hissederim. Sevgiyi de, acıyı da, hüznü de ben hissederim. His, zan olmaz ki…

“Akıl” dedi hep; diye diye “deli” oldu…

“Gönül” deseydi hep; diye diye “veli” olurdu.

Mahrumiyetlerden korktu hep, kökten sevgiyi reddetti. Hiçbir şeyle yüzleşemedi de tüm suçu bana yükledi… Ya ileri gitti, ya geç kaldı, iki halde de geç kaldı… Ben onu yormadım, o beni yordu… 

(fhl)

445
0
0
Yorum Yaz