fatmahale
22 Takipçi | 0 Takip
17 11 2007

FİKİRLERİNİZ KARAKTERLERİNİZ OLUR

FİKİRLERİNİZ KARAKTERLERİNİZ OLUR

            Marlo Morgan’ın Bir Çift Yürek isimli kitabını okudum bu aralarda… Yeni edindiği bilgiler, fikri yapısını, o da hayatını değiştiriyor yazarın…

            Çağın insanının nasıl bu kadar bencil ve hazcı olduğunu düşünüyorum epeydir de… Bir kişilik özelliği mi hemen hemen bu çağın insanının çoğunluğunda görülen bu durum? Neden bundan önceki çağlarda yaşamış insanlarda görülmedi? İnsanların bu derece değişmelerini sağlayan, toplumsal bir şeyler mi oluyor? Tüm insanlığı aynı anda etkisi altına alan ve onların karakterlerinin bile değişmesine sebep olan nedir? Nasıl oluyor?

            Dönem dönem insanların etkisi altında kaldığı akımlar nasıl oluyor da insanlığı etkiliyor? Bir altmış sekiz kuşağı çıkıyor ortaya idealleri uğruna gençliklerini bile feda edebilen… Neden şu an ki kuşak aynı şeyleri düşünmüyor? Bir dönem insanlar için yaşlılar saygı duyulan kuşak iken şimdilerde durum aynı mı? Bir dönemler insanlar için iç güzelliği önemli iken şimdi aynı mı? Sunni güzelliklerin peşinde, genç olmayı kutsayan bir yapı kol gezmiyor mu? Eskiden böyle mi idi?

            Fedakarlık noktasında bile insanlar çok garip şeyler düşünüyor artık… Fedakarlığı başkalarına bencilce iyilik yaparak haddi zatında insanları kendine borçlu bırakmak olarak algılıyor çağın zevatı… Fedakarlık yapmayı enayilik görüp, herkesin nasıl mutlu oluyorsa öyle yaşaması gerektiği, başkalarına göre hayatı dizayn etmenin enayilik olduğunu düşünüyor artık günümüz insancıkları…

            Kitapta bir Aborijin’in sözleri: ‘Yaşam ve yaşamak; hareket, ilerlemek ve değişmek demektir.’ Yaşam öyle bir şey ki toplumsal karakterlerimizi bile değiştiriyor. Güven duygusu yeniden sorgulanıyor, komşularımıza, yolda bizden yardım isteyene bile güvenmemeyi öğreniyoruz topluca… Eski komşuluklar şimdi edebiyat sayfalarını süslüyor.

            Mahatma Ghandi’ni şu sözü çok etkileyici: ‘Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür… Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…

            Sahabe nasıl oldu da İslamla tanışınca bütün kötü alışkanlıklarını bıraktı; kendilerinde mevcut ahlaki yapıyı değiştirdi; o asra saadet asrı dendi? Onlara sahabe-i Güzin dendi. Hz. Ömer, Ebu Cehil gibi iken İslamla yoğruldu da adaletli, Ömer’ül Faruk oldu. Fikirler, fikretmek çok güzel bir şey insan onunla olgunluğu yakalayabiliyor, tabiî ki zıddı da mümkün. İntikamcı, babasının, kardeşinin, amcasının intikamını almak uğruna Hz. Hamza’nın ciğerini dişleyen Hind, İslamın öğretileri ile kucaklaşınca her gece ağlayarak uyanıp, ölene kadar Hz. Hamza’nın müsle yapılmış halini unutamadı. Kendisinin sebep olduğu o hali… Ölüm kendisine yaklaşırken tek söylediği: ‘artık bu kabus bitecek bir daha Hamza ile uyanmayacağım uykularımdan.’ Kolay bir şey değil fikirler düşünceler… İnsanoğlu her daim değişebilen bir varlık çünkü onun karakteri yeni öğretilerle değişebiliyor. Öyle olmasa idi bizim yaptığımız görevin hiçbir anlamı olmaz, tebliğ gereksiz, peygamber ve kitap lüzumsuz olurdu. Yalancılık karakteri doğru olmaya, hırsızlık karakteri adalete, namussuzluk karakteri iffete dönüşemezdi. Ayyaşlar yine ayyaş, katiller yine katil olurdu; tövbe fikri öğrenilemese idi.

            Döneyim kitaba; eğer arzu ederseniz kitap hakkında daha uzun bilgi de verebilirim. Kitapta gerçek insanlar ile mutantların arasındaki farklar çok güzel anlatılıyor. Mutant; mutasyona uğramış, orijinalliğini kaybetmiş, değişime uğramış varlıklar demek. Bununla da çağımızın insanı kastediliyor. Gerçek insanlar ise yaradılışlarındaki gibi saf ve doğa ile bütünleşmiş, hiçbir şeyi yok etmeyi hedefine almamış, yaratılan tüm canlıları kutsayan, ona yaratıldığı için teşekkür eden insanlar. Mutantlar bunun farkında değiller ama…

           Sözlerimizle düşüncelerimizle duygularımızı ve karakterlerimizi değiştirmişiz. Toplumsal karakterlerimiz oluşmuş artık. Ha! bir de iletişimde öyle harikalar yaratmışız ki; İstanbul’daki bir insanın başı ağrısa, Erzurum’da duyar olmuşuz. Kişilerin düşünce sistemlerine çapalar atarak, istediğimiz kıvama sokar olmuşuz. Çapalar öyle güzel ve bilinçli atılıyor ki; artık namus anlayışımız, cinsellik anlayışımız değişmiş. Bundan fazla değil, on yıl önce rahatlıkla sperm bebek konusu konuşulabilir mi idi? Gay’lere bu kadar hoşgörü! ile bakılabilir mi idi? Hemcinslerle evlilikler konuşulabilir mi idi?

            Toplumsal karakterimiz değiştiriliyor, aralara bilinçlice sıkıştırılan fikirler ve atılan şuurlu çapalar ile…

                

 

 

22
0
0
Yorum Yaz