16/12/2008 - BİRİNİZ BENİ DUYSUN
BİRİNİZ BENİ DUYSUN Bir anda uykudan kalktım çok ilginç bir ışık gördüm ama odanın ışığı kapalıydı Baktım saat 3:30, fecir vaktiydi Peki gördüğüm bu kadar ışık nerden geliyordu
Birden şaşırıp kaldım; elimin yarısı duvarın içindeydi. Hemen elimi çıkardım korku içinde oturup elime bakıyordum Tekrar elimi uzattım, yine elim duvarın içine giriyordu…
Bir gülümseme sesi duydum Yüzümü kardeşime doğru çevirdim, uyuyordu. Korku içinde yatağımdan kalkıp kardeşimi uyandırmaya gittim cevap vermedi. Annemin odasına yöneldim, babamı uyandırmaya çalıştım Birilerinin bana cevap vermesini istiyorum ama kimse cevap vermiyordu. Annemi uyandırmak üzereyken, kendiliğinden uykudan uyandı Uyandı uyanmasına ama benimle konuşmuyordu
”Bismillahirrahmanirrahim” diyordu Babamı uyandırdı: “kalk da çocuklara bir bakalım” dedi. “Şimdi zamanımı bırak uyuyayım yarın ola hayır ola” dedi babam Annemin ısrarı üzerine uyandı babam, şaşkınlık içerisinde beraber odamıza doğru geldiler
başladım bağırmağa: “anne, baba” sesime cevap vermiyorlardı… Annemin elbisesini çekiyor beni dinlemesini istiyordum ama annem beni hissetmiyordu. Başladım annemin arkasından yürümeye bizim odaya kadar…
Odamıza girdi ve ışığı yaktılar. Benim için bir şey fark etmiyordu; zaten her taraf ışıktı
Tam o sırada çok ilginç bir şeyle karşılaştım, Kendi bedenimi gördüm. Evet, orda yatan bendim. Kendimi seyrediyordum, iki tane ben vardı. “Ne kadar da bana benziyor” dedim kendi kendime… Bu kabusu sevmedim, kurtulmak için uyanmak istedim ama uyanamadım. Babam: “bak yatıyorlar işte, hadi yerimize gidelim” dedi. Annem endişeliydi, yatağıma doğru gelerek beni uyandırmaya çalışıyordu. “Muhammed uyan oğlum, bana cevap ver” Cevap veremiyordum. Bir kaç defa uğraştı ama benden ses yok. Babamın gözlerinden yaşlar dökülüyordu. Babamın şimdiye kadar ağladığını görmemiştim. Bağrışmalar başladı. Kardeşim uyandı, soruyordu: “ne oldu?” Annem feryat ederek ağlıyordu: “Abin ölmüş, Muhammed ölmüş!”
Feryatlar arttı. “Ben buradayım, bakın bana” diye seslendim, ama nafile duymuyorlardı. “buradayım, bakın işte”
Korkudan dua etmeye başladım:”ya rabbi, ne olur beni bu rüyadan bu sıkıntıdan kurtar
Uzaktan bir ses geliyordu, gittikçe yükselen bir ses… … Andolsun sen bundan gaflette idin, derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir.
Birden iki kişi beni kolumdan tuttular, ama insan değillerdi… Korkudan bağırmaya başladım: “bırakın beni, siz kimsiniz? Ne istiyorsunuz benden?” “Kabre kadar senin gardiyanlarınız.” dediler
”Ben ölmedim, daha yaşıyorum neden beni kabre götürüyorsunuz? Bırakın beni! Ben hissediyorum, konuşuyorum ve görüyorum, ben ölmedim”
Gülümseyerek cevap verdiler: “Ey insanoğlu, sizler çok ilginç yaratıklarsınız, sanıyorsunuz ki ölüm hayatın sonudur ama bilmiyorsunuz ki asıl olan sizin yaşadığınız hayat bir rüyadan ibaret olup öldüğünüz zaman uyandığınızdır.” Kabre doğru götürüyorlardı beni. Yol boyu benim durumumda birçok insan gördüm. Yanlarında iki gardiyan kimi ağlıyor, kimi gülüyor, kimi feryat ediyor…
“Neden böyle yapıyorlar?” diye sordum. “Bu insanlar şaşkınlık içerisindeler, nereye gittiklerini biliyorlar, kimisi dalalettedir, korku içinde …”
“Neden korkuyorlar, hemen ateşe mi atacaksınız?”diye dehşetle sordum. “Evet” dediler. “O gülenler ise cennete gidiyorlar.” “ Peki beni nereye götürüyorsunuz?” “Sen bazen iyi gidiyordun, bazen de kötü… Bazen tövbe ediyordun, ertesi günü tekrar günah işliyordun, izlediğin yol tam olarak belli değildi, sen hep böyle yitik kalacaksın.” Korku içerisinde sözlerini kestim: “Ateşe mi gidiyorum yoksa?” “ Allahın rahmeti geniştir ve yolculukta uzundur.” Dediler.
Yüzümü çevirdim korku içerisinde baktım ailem, akrabalarım hepsi, bir sandık içinde beni taşıyorlardı Yanlarına korkarak gittim: “benim için dua edin lütfen, ne olur benim için dua edin.” Bana kimse cevap vermiyordu. Kardeşime: “ dikkatli ol dünyanın fitnesi seni kandırmasın” diye seslendim. Beni duymasını çok isterdim… O iki melek beni kabirdeki cesedimin üzerine bağladılar
Baktım ki babam toprak atıyor üzerime Kardeşlerim topak atıyor Oradaki insanlar, üzerime toprak atıyorlar
“Ahh! Keşke onların yerinde olsaydım, Allah’a tövbe etseydim, dün sabah namazımı kılsaydım. Keşke her gün rabbime dua etseydim. Keşke her gün tövbemi yenileseydim. Keşke kötülüklerden uzak dursaydım Başladım bağırmaya: “ey insanlar dikkatli olun dünya hayatı sizleri kandırmasın”
En azından birisinin beni duymasını çok isterdim
|